Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 11 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

  1. #1
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Kalabalık ve Mutlu - 7th Heaven

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eskiden TRT'de yayınlanan güzel bir aile dizisiydi... Dizi 90'lı yıllarda başlamıştı... 7 kardeş, anne, baba ve mutlu isimli çok şeker bir köpek vardı... Yedi çocuklu protestan bir papazın aile yaşamını, aile bireylerinin birbirleriyle ve çevreyle ilişkilerini anlatan Amerikan yapımı televizyon dizisiydi... Türkiye'de sanırım sadece 1 sezon yayınlanmıştı... Amerika'da ise tam 11 yıl sürmüş... Jessica Biel, Barry Watson gibi şimdilerin oldukça tanınmış simaları oynuyordu dizide... Tabi o zamanlar hepsi daha genç ve tam olarak tanınmıyorlardı... Dizideki o ikiz bebekler bile kocaman olmuşlar...



    ------

    Bizimkiler

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    1988 yılında başladı ve tam 14 yıl boyunca yayınlandı, çocuk oyuncular bu dizide büyüdü... Pazar akşamlarının vazgeçilmeziydi... Bir apartmanda yaşayan, apartman sakinlerinin yaşadıklarını konu alıyordu dizi.... Katil'i, Kapıcı Cafer'i, yöneticisi, Şükrü'sü, Nazan'ı, Ali'si v.s. unutulmayan karakterler oldular... Bölüm sonları hep Ali'nin o haftanın olaylarını özet geçmesi ile biterdi... Ali'nin sevgilisi rolünde Özge Özberk'i görmüştük o zamanlar... Tüm aile üyeleri kendilerinden birşeyler bulur, ne silah, ne entrika, ne karmaşık olaylar barındırmadan izleyiciyi ekran başına kilitlerdi... Dizi oyuncularından önemli karakterleri de yıllar içinde kaybetti... Hepsine Allah rahmet eylsin... Şimdi aklıma geldi de Katil'in sinirlendiği ve horozlarını kucağında taşıdığı sahneler, hele o yöneticinin garibim Kapıcı Cafer'e yaptıkları ne de güzeldi...


    ---------

    Manuela

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT 3'te 1991 yılında yayınlandı dizi... Ülkemizde yine severek izlenen diziler arasına girmişti... Aman o zamanlar ne meraklıymışım bu tür dizilere ki, bu da izlediğim diziler arasındaydı... Konu klasik bir aşk hikayesiydi... Hatırladığım kadarıyla baş aktrist iki rolde birden oynuyordu... Bir iyi bir de kötü karakter... Başroldeki aktör ile evli olan ama eşini kıskançlıklarından, kaprislerinden dolayı bezdirmiş bir kadın, kötü karakteri canlandırıyordu... Sonra bir kaza sonucu herkes öldüğünü sanmıştı kadının... Kocası da öldüğünü zannettiği eşine çok benzeyen Manuela ile karşılaşınca ona aşık oluyordu... Bir süre sonra ise eş ortaya çıkıyor, fakat kimsenin haberi olmadan intikam planları kuruyordu... Böyle sürüp gitmişti dizi... Lakin başroldeki bayan çok güzeldi... Uzun sarı saçlarıyla çok dikkat çekiyordu... Dizide Manuelayı canlandıran Grecia Colmenares şu an 48 yaşındaymış ama hala güzel bir bayan...

    -------

    Yaban Gülü Rosa

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT 1'de sabah 10.00'da yayınlanan bir Meksika dizisiydi... Başrollerde Veronica Castro ve Guillermo Capatillo oynuyordu... Veronica Castro kısa boyluydu, fakat yüzünün güzelliğiyle hele dizilerinde saf, temiz karakterleri oynaması ile gönülleri fethetmişti... Bu kadının birkaç dizisini izlediğimi hatırlıyorum... O zamanlar çok popülerdi... Dizinin konusuna gelince, varoşlarda yaşayan güzel Rosa ile zengin Loise Alberto Salvatiora'nin aşkı konu ediliyordu... Meksika dizilerinin revaçta olduğu bir dönemde 80'li yıllarda hiç kaçırmadan izlenen dizilerden biriysiydi... Ben de izlemiştim bu diziyi fakat çok net hatırlayamıyorum, ama eminim bir sürü acıdan sonra sonu mutlu bitmiş, aşıklarımız kavuşuvermiştir her Meksika dizisinde olduğu gibi...

    -------

    Cesur ve Güzel (The Bold And The Beautiful) (1987 - 2009)


    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Orijinal adı The Bold and the Beautiful olan ülkemizde ise Cesur ve Güzel adıyla ekrana gelen dizi aşk, ihtiras ve entrika üzerine kurulu hikayesi ile milyonlarca izleyicide tiryakilik yarattı. Forrester ailesi ile çevresindekilerin ilişkilerinin anlatıldığı dizinin ana karakterleri ise Brooke Logan Forrester (Katherıne Kelly Langana), Ridge Forrester (Ronn Moss), Erıc Forrester(John Mccook) ve Doctor Taylor Hayes Forrester (Hunter Tylo). İlk bölümü 1987 yılında ekrana gelen ve 20 yıldır devam eden dizi ; Amerika, Kanada , İtalya, Almanya ve Fransa dahil olmak üzere tam 79 ülkede yayınlandı. Halen 40 ülkede yayınlanan ve yüz milyonlarca izleyicisi olan dizi, televizyon dünyasının en popüler dizisi ünvanına sahip.

    Dizinin en kötü tarafı ise kimin eli kimin cebinde belli değil... Çoğu zaman bu nasıl bir ahlaktır dediğim olmuştu diziyi izlerken... Entrika doluydu, herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor, biri diğerinin elinden sevgilisini yada kocasını almak için canla başla çalışıyordu... Zaten birkaç sene izledikten sonra bıkkınlık gelmiş ve izlemekten vazgeçmiştim... Sonunda ne oldu bilemiyorum... Dr.Taylor'a her zaman gıcık olmuştum Brooke ve Ricge'in arasına girdiği için... Brooke favorimdi... Bir de Ricge'in bir babası vardı Ricge'den daha çapkındı... Yaşlı adamdı kadınlar ne buluyordu onda bir türlü anlamamıştım... Gerçi Ricge'in babası sonradan rakip şirketin sahibi çıkmıştı... Annesi de az değilmiş o zaman öğrenmiştik... Bundan 1-2 ay öncesine kadar bir televizyon kanalında zapping yaparken bu diziye denk gelmiş ve şok olmuştum... Üstelik yeni bölüm yazıyordu ekranın köşesinde... Ricge ile Brooke evli ve çocukları vardı... Yalnız oyuncular yıllara meydan okur nitelikte görünüyorlardı... Hiç mi yaşlanmaz insan... Neyseki netten öğrendiğime göre 2009'da bitmiş dizi, fazla bile uzatmışlar bence...

    -------



    Beverly Hills 90210 (Evimiz Hollywood'da) (1990-2000)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]



    Beverly Hills, 90210 4 Ekim 1990 ve 17 Mayıs 2000 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri FOX kanalında gösterime sunulmuş ve tüm dünyada büyük ilgi görmüş olan çoğu insanın hafızalarından silinmeyecek kadar kazınmış gençlik dizisidir. Şu an ki gençlik dizilerinin atası sayabileceğimiz bu dizi 2008 sezonunda yeni ismiyle 90210 (dizi) yayına başlamıştır. Beverly Hills, 90210'in başrol oyuncularından Shannen Doherty, Jennie Garth ve Tori Spelling o yillarda gençlerin idolleri olmuşlardı. Ülkemizde kanaltürk'te yayınlanmıştır.

    Yeni versiyonuyla 90210 önümüzdeki sezon ekranlara dönecek olan “Beverly Hills, 90210″in yıldızlarından Tori Spelling'in dizinin yeni versiyonunda da yer alacağı duyuruldu. Spelling, 90210'da eski karakteri Donna’yı canlandıracak. Donna, moda dünyasında kariyer yapmış ve Beverly Hills’in en havalı dükkânlarından birinin sahibi olarak karşımıza çıkacak. Donna’nın, David’le evli olup olmayacağı konusunda ise bir açıklama yok. Branda ve Kelly'de yeni versiyonda rol alacaklar.



    ------

    BJ VE AYI (BJ and the Bear)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok eğlenceli bir diziydi. Kahramanları Billy Joe ile Ayı isimli komik şempanzeydi. Şempanzenin de kendine ait bir gardrobu, şapkaları falan vardı. İkili BJ'in güzelim, kırmızı kamyonu ile eyaletler arasında geze geze taşımacılık yaparlardı. Peşlerinde de kötü şerif Lobo olurdu. Her bölümde ikilimiz farklı bir macera yaşar, sonunda kamyonun havalı kornasını öttürerek kutlama yaparlardı.

    KAĞIT BEBEKLER (Paper Dolls)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Mankenler, moda dünyasındaki entrikalar hakkında bir diziydi. Küçük kızlarını model olsunlar diye ajanslara satan anneler, k.ltak mankenler, pırıltılı ama boş hayatı yüzünden acı çeken modeller, hepsi bu dizideydi. Basbayağı pembe dizi işte. Aman pek meraklısıydım ben bunun nedense??? Oyuncuları arasında Morgan Fairchild, Lauren Hutton gibi Seksenlerin tv yıldızları bulunuyordu.

    KAYGISIZLAR (The Persuaders)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok eski bir diziydi, başrollerinde Roger Moore ve Tony Curtis oynamıştı. Roger Moore, çok asil ve kibar İngiliz Lordu, Tony Curtis ise sonradan zengin olmuş Amerikalı bir çapkındı. Yargıcın biri bu ikisini bir araya getirerek polisin çözemediği olayları çözmelerini istemişti. Böylece kahramanlarımız heyecanlı maceralara dalarken sıkı fıkı iki dost olup çıkmışlardı. Her bölümde hızlı arabalar, güzel kızlar, hareket, aksiyon eksik olmazdı.

    KUNG-FU

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Efsane bir diziydi. Kill Bill David Carradine başroldeydi. Kahramanımız Caine Çin'de kör bir hocadan kung-fu öğrenerek master olmuştu? Hocası bizimkine Çekirge diye hitap ederdi. (Hababam Sınıfı'ndaki Badi Ekrem- İnek Şaban sahnesini hatırlayınız) Sonra kötü Çinliler Caine'in hocasını öldürünce Caine de onları öldürüp Amerika'ya döndü. Dizinin devamında kahramanımız kasaba kasaba dolaşıp etrafına iyilik, ihsan, felsefe dağıtmış, rastladığı kötü adamları pata küte dövmüştü. Zamanında pek çok genç bu dizinin kazıyla judo, kung-fu kurslarına yazılmıştı.

    SHERLOCK HOLMES (The Adventures of Sherlock Holmes)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Gelmiş geçmiş en iyi Holmes uyarlaması kabul edilen, seksenlerin ortasında çekilmiş bir diziydi. TRT'de çarşamba akşamları yayınlanırdı. Kahramanımız piposu, şapkası, pardesüsü ile efsane İngiliz detektifdi. Kendini beğenmiş, çarpıcı, bir şapkadan sahibinin karakter tahlilini yapabilecek kadar bilgili, esrarlı, aşmış bir karakterdi. Kankası Dr.Watson ile polisin çözemediği vakaları inceleyip katili bulurlardı. Ama benim favori detektifim her zaman Poirot olmuştur.

    THE SAINT

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eski bir diziydi, detektif Simon Templar'ın maceralarını anlatırdı, başrolde Roger Moore oynuyordu. Genellikle yanında vakayı çözmesine yardım eden güzel bir kız da bulunurdu, bir nevi James Bond gibi. Zaten dizi bittikten sonra Roger Moore bu sefer de Bond olmuştu. Simon Templar'ın can düşmanı müfettiş Teal idi. Templar her bölümün sonunda bize dönerek gülümser ve tepesinde gerçek bir azizin halesi oluşurdu.

    SAINT'İN DÖNÜŞÜ (Return of the Saint)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Roger Moore'dan sonra Simon Templar karakterini Ian Ogilvy diye biri canlandırmış ve dizi yeniden başlamıştı. Ama bu yeni Saint'in beyaz bir jaguarı vardı ve Avrupa'yı boydan boya dolaşarak güzel manzaralar eşliğinde macera yaşıyordu. Bu dizinin de simgesi, tepesinde hale olan çubuktan bir adamdı.

    MORK VE MINDY (Mork and Mindy)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Uçuk kaçık bir diziydi. Başrolde Robin Williams oynuyordu ama o zamanlar tanımıyorduk tabii kendisini. Hikayeye göre Mork, Ork gezegeninde yaşarken dev bir yumurtaya binerek dünyamıza gelmişti. Mindy de Mork'u bulup kimliğini gizleyerek tavanarasında yaşamasına izin vermişti. Böylece Mork insan davranışlarını inceleyerek her bölümün sonunda Ork'daki şefi Orson'a rapor verebilirdi. Robin Williams bu dizide inanılmazdı, na nu-na nu diye selam verip bir anda coşuyor, çılgınca espriler, doğaçlamalar yapıyordu, Mindy karakterinden pek ses soluk çıkmaz, olay Mork'un kaçıklıkları etrafında dönerdi. Bence onun sayesinde delicesine eğlenceli bir dizi olmuştu.

    SAMURAYIN İNTİKAMI (The Betrayed Samurai)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Pazar öğleden sonra yayınlanan, kılıç sahneleri ile çoluk çocuk herkesi etkilemiş bir Japon dizisiydi. Kahramanımız Tsukinosuke aslında Monte Cristo Kontu'nun Japon versiyonuydu. Kendisi zengin bir aileden gelme asil bir samurayken kuzeni tarafından ihanete uğrayarak Iwo Jima adasına sürülmüştü. Babası da oğlunun suçlu olduğuna inanarak harakiri yapmıştı. 10 yıl hapis kalan kahramanımız , yaşlı hücre arkadaşı ölünce onun cesedi yerine geçip adadan kaçmış, prenses Mibu tarafından denizden çıkartılmıştı. Prensesin fedaisi olan Tsukinosuke burada dövüş sanatları ustası olmuş, sonra ikisi beraber yaşlı adamın hazinesini bulmuşlardı. Bundan sonra kahramanımız adını Geshin olarak değiştiriyor ve samurayın intikamı başlıyordu. Kendine ihanet edenleri teker teker doğrayan Tsukinosuke, her cesetin yanına bir çiçek bırakarak kayboluyordu: Iwo Jima'nın intikam çiçeği. Bize de mutfaktaki oklavayı çalarak kedileri kovalamak kalıyordu.

    ŞAHİN (Street Hawk)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Kara Şimşek bittikten sonra onun yerine yayınlanmış, benzer konseptte bir diziydi. Bu dizide polis memuru Jessie düşmanları tarafından sakat bırakıldıktan sonra , kaçık bir bilim adamı Jessie'yi gizli bir projeye almıştı. Jessie gizlice ameliyat olup yürümeye başlamış ve olağanüstü özelliklerle bezeli kapkara ve eşi benzeri olmayan bir motosikletin sürücüsü olmuştu. Bundan sonra kahramanımızın şehirdeki kötülerle amansız savaşı başlamıştı. O zamanlar bu abi bize pek bir hoş gelse de dizimiz Kara Şimşek'in yerini tutamamış ve kısa ömürlü olmuştu.


    Alıntıdır.


  2. #2
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Hayat Ağacı

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    ''Hayat Ağacı'', 16 Temmuz 1990'da başlamıştı. TRT 1'de Hafta içi her gün 17:15'te yayınlanırdı. 1991 ortalarında TRT 4'te tekrar birinci bölümünden itibaren başladı. Aynı anda ileri bölümleri TRT 1'de yayınlanıyordu. Ama TRT 1'deki 5 gün, TRT 4'teki ise haftanın 7 günü yayınlandığı için neredeyse TRT 1'dekini geçecekti. Bu nedenle TRT 4'teki 25 dk.'ya indirildi. ''Hayat Ağacı'', ABD'de yarım kesilmiş. Yani dizi belirli bir sonla bitmedi. Diğerleri 25-30 yıl sürmektedir.

    Kısa ömürlü bir Amerikan pembe dizisiydi. Biri beyaz biri siyah iki ailenin maceralarını anlatırdı, siyah aile dondurmacıydı, bunların ninesi beyazların annesinin dadısıymış eskiden, böyle bir hikayeleri vardı. Dizinin kahramanı başbelası sarışın Sam'di. Hırslı ve kıskançtı. Bunun kendiyle yaşıt Monika diye bir de yiyeni vardı, Sam Monika'nın teyzesi oluyordu, Monika esmer ve de yakışıklı bir adamla evlenmişti (Sanırım adı Jason'dı), ancak bu dizinin prensi kesinlikle Kayl Mastırs idi, bütün hatunlar hastasıydı Kayl'ın. Sam ve Kayl sevgiliydiler. Ama kah barışık kah küstüler. Sam'in çevirdiği dolaplar sonucu başına dert olan otel sahibi zengin bir de adam vardı. Dondurmacılarda da işler karışıktı. Bunların oğlu sevimli Adam, aile dostları Martin'in karısı Dorin ile al takke ver külah durumlardaydı. Sonradan Dorin hamile kaldı ama Adam, Maya diye çok genç ve güzel bir sevgili bulmuştu. Bu dizinin son sahnesinde Adam'ın babası kalp krizi geçirirken Dorin nedense adamın üzerinde oturuyordu ve tam o sırada ailenin kalanı içeri girmişti...

    Poirot

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bana Agatha Christie sevgisi aşılayan ve Altın Kitaplar'ın yayınladığı o ufak kitapları desteyle okumama sebebiyet veren dizidir. (Herhalde herkes böyle bir dönemden geçmiştir) Bıyığı, yumurta kafası ve gri beyin hücreleri ile tanınan Belçikalı detektif Hercules Poirot'nun maceralarını anlatırdı. Klasik bir diziydi, babamla kaçırmadan izlerdik.

    SÜPER NİNE (Supergran)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İngiliz yapımı kaçık bir komedi dizisiydi. Sup-sup supergran diye matrak bir jenerik şarkısı vardı. Başroldeki İskoç nine birgün parkta gezerken bir bilimadamının deneyine mi maruz kalmış ne olduysa süper güçler kazanmış ve Süper Nine olmuştu. Çok acayip bir uçan bisikleti vardı. Bu bisiklet ve özel güçleriyle kasabasını şeytan Campbell'in kötülüklerinden korumaya çalışırdı. Zamanın en son moda özel efektleri bu dizide kullanılmıştı.

    BÜYÜK TUZAK (Wiseguy)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerin sonunda TRT'de yayınlanmış ve ortalığı kırıp geçmiş bir mafia dizisiydi. Başrolde gizli ajan Vinnie Terranova rolünde harikulade sesi ve muhteşem fiziğiyle genç kızların ilahı olan Ken Wahl oynardı. Diziden sonra söndü gitti kendisi, o karizmayı devam ettirememişti. Dizide ise Frank McPike yönetimindeki organize suçlar departmanının en has adamıydı, kimlik değiştirir, tekinsiz adamların peşine düşer, başı sıkışınca tekerlekli sandalyedeki Mike amcayı arardı. Mike amca ne yapar eder Vinnie'nin paçasını kurtarırdı. Ken Wahl ayrıldıktan sonra dizinin de bütün havası sönüp gitmişti.

    EVLİ VE ÇOCUKLU (Married with Children)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eğer sadece 80lerde değil, doksanlarda, ikibinlerde ve mümkünse tüm ömrümce izleyeceğim bir dizi varsa işte bu idi. Bu dizi birbirlerinden nefret eden, hayattan bezmiş sefil Bundyler'in hayatını anlatırdı. Abazan oğul Bud ve aptal sarışın kaşar ablası Kelly mütemadiyen didişir, anneleri Peggy günü tv karşısında geçirip kocasının cüzdanını yağma etmenin yeni yollarını keşfederdi. Ailenin babası, hepimizin idolu Al Bundy idi. Zavallım bütün gün sefil bir ayakkabıcıda çalışır, akşam eve geldiğinde Peggy buna bir tas bile yemek vermez, üzerine illa uyuz komşu Marcy ile kocası (önce Steve sonra Jefferson) damlarlardı. Al ne yapsın, elini pantolonuna sokar, tv karşısında kendinden geçmeye çalışırdı. Yıllar geçtikçe Al'ın saçları seyreldi, göbeği çıktı, ama yaşlandıkça filozofluğu da tavan yaptı. Bir keresinde sevişmek isteyen Peggy'e "Lütfen Peg, 16 yıldır evliyiz, artık sadece arkadaş olamaz mıyız?" demesini asla unutamamışımdır. CNBC-e yıllardır döndüre döndüre bu diziyi yayınlar, hayır duamızı alır.

    ZAMANIN ÖTESİNDE (Quantum Leap)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerin sonuna doğru TRT'de cumartesi günleri öğlen saatlerinde yayınlanan bir diziydi, bu diziye özel bir sevgi besler ve her hafta bayıla bayıla izlerdim. Dizimizin kahramanı Sam diye bir quantum fizikçisiydi. Sam benim aklımda özellikle o kapkalın kaşlarıyla yer etmiştir nedense? Neyse, bu Sam bir gün deney yaparken cihazlarda sorun mu çıktı ne olduysa, kendini geçmişte bulmuştu. Bundan sonra her hafta Sam'in zamanda yaptığı seyahatlerini izlemiştik, ama Sam gittiği her zamanda başka bir kişinin kimliğine bürünüyor, ne bileyim bazen bir savaş uçağı pilotu, bazen şişko bir kadın oluyordu. Her bölümde yeni kimliğiyle geldiği yerde illa bir ayna olur, Sam o aynada yeni suratı ile karşılaşırdı. Sam maceralarında yalnız değildi, kendi yaşadığı zamandan bilim adamı arkadaşı Al , hologram formunda görünür, elinde acayip bir cihaz, zigi midir nedir, bu Sam'i maceralarında takip eder ve aletine bakarak Sam'a "Zigiye göre şunu yapmalısın, bunu etmelisin" gibilerden öğüt verirdi. Sam de gittiği zaman ve mekanda yeni kişiliğinin gerçekleştirmesi gereken ödevi keşfedip yerine getirmeye çalışırdı.

    UZUN ÇORAPLI KIZ PİPPİ (Pippi Långstrump)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çılgın kız çocuğu Pippilotta Uzunçorap, kaptan Efraim Uzunçorap'ın biricik evladıydı. Kaptan küçük kızının okula gitmesini istediğinden onu küçük bir kasabaya yerleştirmişti. Pippi'nin yeşil benekli 3 katlı bir evi, bir atı ve bir çanta dolusu altını vardı, istediği her şeyi alabilirdi. Ama en önemli özelliği çok güçlü olmasıydı, mesela atını bahçeden kaldırıp hop diye verandaya getirebilirdi. Bir de cingöz maymunu vardı Pippi'nin ama adını hatırlamıyorum. Pippi yeni evinde kendine tatlı arkadaşlar bulmuştu, bunlar 2 kardeştiler, oğlanın adı Tommy kızınki de Anika idi. Çocukluğumuzun bu unutulmaz dizisinde Pippi, Tommy ve Anika'nın maceralarını izlemiştik. Pippi'nin kafasının iki yanında dimdik duran saçları da ayrı bir ekol olmuştu.

    GİRDAP (Maelstrom)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'de yayınlanan en korkutucu dizi Girdap olsa gerek. Hikaye Catherine Durrell adında bir İngiliz kadının Norveç'te bir mirasa konmasıyla başlar. Adamın biri buna göl kenarında bir çiftlik evi ve arazi bırakmıştır, ama neden? Catherine kalkıp Norveç'e gider . Öğrenir ki, ona bu evi miras bırakan tanımadığı adam boğulmuş, evin eski sahibesi de intihar etmiş. Eve girdiğinde huzursuz olur, çünkü hep onu izleyen, takip eden birşeyi hisseder. Veee yatakodasına girdiğinde, oda porselen bebeklerle doludur!

    Dizinin açılış jeneriğinde de suların içinde porselen bebekler vardı, ve bu bebekler dizideki ana temalardan biriydi, herkes hatırlar o ağlayan porselen bebekleri. Bunun dışında kahramanızın lanetli evinden başka kanalın karşı tarafında bir ada evi vardı. Lanetli evde dolanan hayalet, Catherine'in gerçek ailesinin kimliği, etkileyici fiyord manzaraları derken sırlar aydınlanmış ve finaldeki şenlik ateşi ile dizi sona ermişti. Gelgelim herkesin dudakları korkudan çoktan uçuklamıştı.

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    MARTI ADASI (L'Isola del gabbiano)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İnsanın kanını donduran bir dizi idi. Barbara'nın kör kızkardeşi Marianne İtalya'da bir yerlerde kaybolmuştu. Barbara kızkardeşinin izini sürmeye karar verip yola koyuldu amma, bu arada ardı arkasına kör kızların cesetleri ortaya çıkmaya başlamıştı. İpuçlarını takip eden Barbara Martı Adası'na geldi, tabii çeşitli badireleri atlattıktan sonra! Adada sürekli cıyak cıyak bağıran korkunç martılar Barbara'ya saldırmış, başına çorap örmüşlerdi. Fakat martılardan kurtulmayı başaran kahramanımız adanın altında denize dalarak gidilebilecek bir yer bulup kızkardeşini kurtarmıştı. Kötü adam da belasını buldu.

    Bu dizideki martı sesi seksenlerde çocuk olan büyük bir kitleyi hasta edip martı fobisine sebebiyet vermişti.

    DAKTARİ

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Afrika'da geçen eski bir diziydi. Daktari de zaten Afrika dilinde Doktor anlamına geliyormuş, onu öğrenmiştik. Bu dizide Afrika'da yaşayan bir doktor, kızı ve ekibinin, hayvanları koruma maceraları anlatılırdı, oldukça çevreci bir diziydi yani. En sevilen diğer karakterler ise şaşı aslan Clarence ile maymun Judy idi.

    ŞAHİKA (The Citadel)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerde TRT'de yayınlanan bunalım bir diziydi. Cronin'in pek meşhur bir romanından uyarlama idi. Roman zamanında o kadar sükse yapmıştı ki, o dönem doğan bir sürü kızın adı Şahika konmuştu. Ben de sahaflardan bu kitabı bulup bayılarak okumuştum, o yaşta ne anladıysam artık???

    Şahika, genç bir doktorun hayatta başarılı olma, herşeyi elde edip yaşamının "şahikasına" ulaşma çabalarını anlatıyordu. Doktor Andrew başlangıçta maden kasabalarında canla başla çalışan idealist genç bir doktorken, sonunda para düşkünü olup çıkmış, Londra'da havalı bir ofis sahibi olmuştu. Hikayenin sonunda doğru yolu yolu bulsa da hatalarının bedeli olarak karısını kaybetmişti.

    GÜMÜŞ KAŞIKLAR (Silver Spoons)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Richie Rich'in dizi versiyonu gibi birşeydi. Başrolde oynayan Ricky Schroeder de zaten tip olarak Richie Rich'in tıpkısı sarışın, gıcık bir oğlandı. Bu dizi sayesinde Anglosaksonların "ağzında gümüş kaşşıkla doğmak" deyimini öğrenmiştik.

    Hikaye çok zengin ama çocuk ruhlu bir adamın, yaşadığı bir haftalık evlilikten bir oğul sahibi olduğunu öğrenmesiyle başlıyordu. İşte bu oğlan Ricky idi. Adam oğlunu muhteşem malikanesine getirtince Ricky için bir eli yağda ötekisi şokellada bir hayat başlamıştı. Çünkü babası oyuncak fabrikası patronu idi ve malikane inanılmaz oyuncaklarla doluydu, uzayıp giden trenler, böyle kocaman oyun makinaları, bilardo, tilt, bilmem neler. Gıcık velet bu evlere şenlik evde vur patlasın eğlence çal oynasın gönlünce yaşayıp giderken bize de saf saf seyretmesi düşmüştü.

    MASAL TİYATROSU (Faerie Tale Theatre)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Haftasonu sabah yayınlanan ve pek bayılarak izlediğim bir programdı. Program başlarken sunucu "ben Shelley Duvall, Masal Tiyatrosu'na hoşgeldiniz" derdi. Her hafta ünlü bir masalın filmini izlerdik, Rapunzel, Çizmeli Kedi, Parmak Çocuk... Benim en sevdiğim uyarlama Güzel ve Çirkin idi. O zaman farkında değildik ama her bölümde Shelly Duvall'in ünlü artist arkadaşları rol alırlardı. Mesela Uyuyan Güzel'de yakışıklı prensi Süpermen Christopher Reeve oynamıştı.

    GÖRÜNMEZ ADAM (Gemini Man)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eski bir dizi olmasına rağmen ülkemizde Seksenlerde yayınlanmıştı. Kahramanımız Sam Casey gizli ajandı. Birgün kaza mı ne geçiriyor ve görünmez oluveriyordu. Neyseki gizli servis bunun görünmezliğini kontrol altına almayı becermişti : Kol saati! Kol saatinin bir düğmesine bastı mı görünmez oluyordu ama bunu her gün sadece 15 dakika yapabilirdi yoksa ölecekti! Hahahayyt, o zamanlar kahramanlar bile tutumluymuş. Tabii her bölümde heyecan yaşanırdı, süre dolmak üzere, ne yapacak, ölecek mi diye.

    FLIPPER

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bizim için dünydaki tüm yunusların adı Flipper'dı. Bunun sebebi de bu eski diziydi. Bu akıllı bıdık yunus, sürekli bir sırıtma ifadesi taşıyan , oynak, fingirdek birşeydi. Sandy bunu ağlardan kurtardığı için ne zaman çocuğun başı sıkışsa Flipper yüzer yetişirdi. Maceranın sonunda ciyak ciyak sevinçli sesler çıkartır, kuyruğunun üzerinde hoplayıp sıçrardı. En sevdiğim dizilerden birisiydi.

    PİYANGO (Lottery!)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizide bir piyango şirketine bağlı çalışan 2 kafadar, piyango talihlilerini bulmak için şehir şehir dolaşırlardı. Bunlardan biri piyango firmasının elemanı, diğeri de mali işler sorumlusu gibi birşeydi. Her bölümde kazanan talihli kişi nedense kaçıp gitmiş olur, bizimkiler ha babam arar dururdu. Sonunda şanslıyı bulduklarında hem 5000 dolar nakit para, hem de milyon dolarlık çekler verirlerdi adama.


  3. #3
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    YESENIA

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Aylarca süren Meksika dizilerinin mini-dizi formatında olanıydı, sanırım TRT2'de birkaç hafta yayınlanmış ve bitmişti. Yesenia çingeneler tarafından büyütülmüş eli maşalı bir kızdı, yakışıklı bir subaya aşık olup gizlice evlenmişti ama sonra bu Yesenia'nın zengin bir kadının kızı olduğu ortaya çıktı, o da annesinin malikhanesine taşındı ama burada üvey kız kardeşi de meğer bunun sevdiği subayın nişanlısı mı neydi? Sonunda verem olan üvey kızkardeş dedesiyle beraber evi terketmiş, Yesenia subayına kavuşmuştu. Biz de abimle yemeğini yesenia yemesenia gibi berbat espriler yapıp durmuştuk.

    BU DÜNYANIN DIŞINDAN (Out of This World)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizi bir anne-kızın maceralarını anlatıyordu ama bu kızın, ki adı Evie idi, babası uzaylıydı! Ve Evie'nin çok acayip bir özelliği vardı: işaret parmaklarını birbirine değdirince zaman duruyordu. O yüzden başına ne gelse cart zamanı durduruyor, meseleyi hallediyordu. Bir bölümde "ya bana bir Levis verin, ya da beni öldürün" demişti, nedense hiç unutmadım bu lafı.

    GÜZEL VE ÇİRKİN (Beauty and the Beast)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Pazar gecelerinin unutulmaz dizisiydi. İnsanın içine işleyen dokunaklı bir müziği vardı. Açılış jeneriğinde Vincent'ı seslendiren sanatçı harikulade bir şekilde ulaşamayacağı bir dünyada yaşayan sevdiği kadını anlatır ve "onun adı Catherine" derdi. Vincent ülkemizde aslan adam olarak tanınan acayip bir yaratıktı. New York metrosunun alt katlarında, labirent gibi esrarlı bir yerde yaşardı. Catherine ise zengin, güzel, başarılı bir avukattı. Birgün yolda saldırıya uğrayıp yüzü kesiliyor ve parka terkediliyordu. Bunu bulan Vincent kadını aşağıdaki gizli odalara götürüyor, yeraltındaki güruhun lideri Baba, Catherine'i tedavi ediyordu. Sonra Catherine ile Vincent aşık oldular, Catherine'in parmağı kesilse Vincent bunu hissedebiliyor, kükreyerek gelip Catherine'i bin türlü beladan kurtarıyordu. Catherine'in çatıkatında harika bir dairesi ve muhteşem manzaralı bir balkonu vardı, balkonun kapılarını açınca ince tül perdeler uçuşur, Catherine ağır ağır yürüyerek balkona çıkar, gecenin karanlığında ışıl ışıl parlayan Manhattan manzarasını izlerdi. Az sonra Vincent gelir, birbirlerine sarılırlar ama daha ileri gidemezlerdi. Ne yazık ki Linda Hamilton diziden ayrılınca Catherine karakteri öldü ve devamını hiç izlemedim ben bunun.

    BENİM 2 BABAM VAR (My Two Dads)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizide küçük bir kız annesi ölünce 2 baba adayının eline düşüyordu. Biri akıllı uslu, diğeri uçuk kaçık bu tipler vaktiyle kızın annesiyle flört etmişlerdi. Bu yüzden ikisi de kızın babası olabilirdi. Başka da bir numarası yoktu.

    21.CADDE (21 Jump Street)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Tüysüz mü tüysüz, parlak mı parlak, kısacası süt gibi bir Johnny Depp'in başrolde oynadığı aksiyonu bol bir polisiye diziydi. Johnny bu diziyle genç kızların ilahı olmuştu. Kahramanlarımız genç polisler olduklarından kılık değiştirip genç öğrencilerin arasına dalar ve onların alkol, uyuşturucu, seks, AIDS [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'nin harika dizilerinden biriydi. İkinci dünya savaşında 2 casus kızın maceralarını anlatırdı. Bunlardan biri kendi halinde bir ev kadını, diğeri de fabrika işçisi çalışan bir kızdı. Bunlar casus olmaya karar verince önce eğitime alınıyorlar, sonra da İngiltere'den Fransa'ya geçip istihbarata başlıyorlardı. Sonunda kurşuna dizilmişlerdi galiba. Bir de nazilerin saçlarını kazıdığı Blanche diye bir ablayı anımsıyorum ama bu dizide miydi acaba?

    NEŞELİ MATEMATİK (Square One TV)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Harika bir matematik programıydı, herşeyi matematikle açıklar, ilerde bu ne işimize yarayacak dediğimiz şeylerin ne işe yarayacağını gösterirdi. Packman de vardı bu programda. Ama en güzeli en sonunda yayınlanan Matematik Dedektifleri idi. Bunlar Kate Monday ve George diye iki detektiftiler, büronun adı da Mathnet idi. Her olayı matematik kullanarak çözüp ispat ederler, sağlamasını da yaparlardı. Seksenlerde çocuk olmanın en güzel yönlerinden biri de bu Mathnet idi.

    KAVANOZDAKİ ADAM

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Kabus gibi bir TRT diziydi. Başroldeki Ahmet Mekin'e Türk doktorlar dünyada bir ilki gerçekleştirip beyin nakli yapıyorlardı. O sahneyi de hiç unutmamışımdır, doktor elinde bulaşık eldivenleriyle bir kavanozdaki beyini alıyor, löp diye kafatasının içine koyuyordu!!!!! Çok dalga geçmiştik bu sahneyle zamanında. Neyse nakilden sonra eleman fıttırıp beynin eski sahibi olduğunu sanmış, herifin evini basıp karısına hamle etmişti falan filan.

    GÖREVİMİZ TEHLİKE (Mission: Impossible)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Tom Cruise'un cafcaflı filmleri hikaye, asıl Görevimiz Tehlike'yi biz TRT'de pazar öğle yemeğinden sonra ailecek izlerdik. Bu özel ekibin başı beyaz saçlı yaşlı kurt Jim'di. Her bölüm önce o meşhur gaza getirici müzikle açılır sonra Jim, küçük kara bir kutu bulurdu, bu kutu "Senin görevin Jim eğer kabul edersen.." diye konuşmaya başlar, ve bu haftaki görevlerini anlatırdı. Sonra da 5 saniye içinde kendi kendini yok ederdi! Ekipteki güzel kadın karakter bir süre sonra ölüp diziden ayrılmış, yerine Ziyaretçiler'deki Diana'yı oynayan kadın gelmişti.

    MURPHY BROWN

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Murphy Brown sarışın ve yalnız yaşayan gazeteci bir kadındı, bir haber dergisinde mi ne çalışıyordu. Tabii dergide çeşit çeşit nevi şahsına münhasır kişilikler, bir de isminden dolayı unutmadığım Korki diye komik bir kadın vardı. Neyse işte bu dizi bu dergideki tiplerin ve Murphy'nin maceralarını anlatırdı, çok komikti ama ana fikri neydi, sonunda ne oldu hiç hatırlamıyorum.

    SAVAŞ VE ANILAR (War and Remembrance)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Başrolünde Robert Mitchum'un oynadığı ve 2.Dünya Savaşı öncesi anlatan Savaş Rüzgarları'nın devamıydı bu dizi ve tabii TRT'de yayınlanmıştı. Kadın oyuncu Jane Seymour idi. Kahramanımız bir uçak gemisine komuta ediyordu ve unutamadığım bir sahnede, uçaklar gece dönerken, düşman görmesin diye ışıklar yakılmamış, ama komutan pilotlarını kaybetmemek için herşeyi göze alarak upuzun gemi boyunca tüm ışıkları yaktırmıştı bir anda, muhteşem bir andı.

    ZİL ÇALINCA (Saved by the Bell)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İşte artık ortaokuldaydım ve birgün birisiyle "aaa resmen Skriiç" diye dalga geçtim ve meğer bütün kızlar bu diziyi seyrettiği için popülaritem tavan yaptı. O zamanlar şimdilerde olduğu gibi özgün olma, farklı olma modası yoktu, aksine herkes ne dinliyorsa (New Kids on the Block, Jason Donovan [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Hafta içi akşam üzerleri yayınlanan çocuklar için yapılmış bir Meksika dizisiydi. Feride Çalıkuşu tadında genç muallime Himena, yaramaz öğrencilerle dolu bir sınıfın öğretmeni olarak çalışmaya başlıyordu. Tabii zamanla öğrencilerin kalbini kazanıp bunların dertleriyle uğraşmaya başladı. Aman ne tipler vardı bu sınıfta inanamazsınız, sarışın, zengin ve güzel Maria Huakina vardı, bu kız sürekli dantel eldivenler giyer ve diğerlerini küçümserdi. Sirilo vardı, fakir siyahi oğlan, bu Maria Huakina'ya aşıktı, Maria da bunu ezer dururdu. Valeria vardı, ukala, gözlüklü birşey (benim gibi püahahaha) bunun sevgilisi David idi, ara sıra kıskançlık kavgaları çıkartırdı bu kız. Ama en unutulmaz tip Hayme Pahilyo denen toramandı kesinlikle. Sonunda Sirilo'nun babası zengin mi oldu ne? Vay be! Aradan onca yıl geçti, ben bunların isimlerini hala nasıl anımsıyorum, şaştım bu işe.

    SAHİL GÜVENLİK (Baywatch)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenler yavaş yavaş sona erip yerini farklı zamanlara bırakırken ekranda değişik diziler belirmeye başladı. Bunların ilki Sahil Güvenlik'ti. Kırmızı şortlu adamlarla, kırmızı mayolu ve iri göğüslü kadınların plaj maceralarını anlatıyordu. Başrolde Kara Şimşek David Hasselhof oynuyordu, o sıralarda bütün gençlik dergileri bunun boy boy posterlerini verip durmuştu. Bir de sarışın silikon fırtınası Pamela Anderson var ki, resmen artık doksanlara geldiğimizin habercisiydi.

    BOOKER

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    21.Cadde'den ayrılan Richard Grieco'nun kendi karakterinin dizisiydi, kızlar arasında çok popüler olmuş, posterleri çıkartmaları ortalığı sarmıştı. Şimdiki gençlik dergileri nasıl acaba? Merak ettim... O zamanlar işte "Booker hakkında bilmedikleriniz", "Richard Grieco mu Johnny Depp mi?" falan gibi masumane yazılar çıkardı. Biz de sanki bunları koynumuza alacağız ya deli gibi posterleri, çıkartmaları biriktirip, haklarında yazan herşeyi ezbere bilirdik. Tabii nikah memuru sorar falan maazallah...

    KOMİSER NAVARRO (Navarro)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Böyle gece geç vakit yayınlanan ve babamın çok sevdiği bir Fransız polisiye dizisiydi. Komiser Navarro'nun maceralarını anlatırdı. Bir de bu komiserin kızı vardı, bu kızcağız evde babasını beklerdi ama komiser görev aşkıyla eve gidemez, suçluları kovalardı mütemadiyen. Babam nedense bu kıza büyük bir sempati besler "hep babasını beklerdi" diye içlenirdi. Geçen eski dizilerden bahsederken yine hatırlamaz mı bu kızı? Şaştım kaldım!



    Alıntıdır.

  4. #4
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Friends




    Friends (Türkçe adı: Sıkı Dostlar), 1994-2004 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde çekilen TV komedi dizisidir.


    Oyuncular

    * Jennifer Aniston (Rachel Green)
    * Courteney Cox Arquette (Monica Geller)
    * Lisa Kudrow (Phoebe Buffay)
    * Matt LeBlanc (Joey Tribbiani)
    * Matthew Perry (Chandler Bing)
    * David Schwimmer (Ross Geller)

    Konusu

    Nuvola apps important blue.svg Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

    New York'ta yaşayan 20'li yaşlardaki üçü kadın, üçü erkek, altı kişilik bir arkadaş grubunun yaşamları ile ilgilidir. Çekimleri 10 yıl süren dizinin karakterleri gerçek hayatta olduğu şekilde dizide de aynı oranda yaşlandırılmışlardır.


    Rekorlar

    * Dünya ve Amerikan tarihinde en çok izlenen TV komedi dizisidir.
    * Amerika'da sadece final bölümünü 51.1 milyon kişi izleyerek rekor kırmıştır.
    * 100'den fazla ülkede yayınlanmıştır.
    * Dizinin çekimleri 10 sene sürmüştür.
    * DVD'leri en çok satan televizyon dizisidir.

    Mekânlar


    * Monica ve Rachel'in (sonradan Monica ve Chandler'in) dairesi.
    * Joey ve Chandler'in (sonradan Joey ve Rachel'ın) dairesi.
    * Central Perk adlı kafe. Grubun uğrak yeri

    Zaman zaman Ross'un ve Phoebe'nin daireleri ile karakterlerin iş yerleri de mekân olarak kullanılır.

    Türkiye'deki yayını

    1990'larda bazı sezonları "Sıkı Dostlar" adıyla Show TV-Cine 5 ve ATV kanallarında gösterilmiştir. Uzun bir süre boyunca Digitürk platformuna bağlı ComedyMax kanalında yayınlanmıştır. Şu sıralar, yine Digitürk platformuna bağlı olan ComedyMax adlı kanalda tekrar gösterimdedir.


    Bu diziyi izlemediyseniz kesinlikle izlmenizi tavsiye ederim


    ------


    Üç İstanbul

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Harikulade jenerik müziği ile TRT'nin en başarılı yapımlarının başında gelen bir diziydi. Muharrir Adnan Bey'in maceralarını ve verdiği hatalı kararlar nedeniyle mahvoluşunu Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle koşut olarak anlatırdı. Çalıkuşu gibi bu dizinin de VCD takımı TRT tarafından yayınlanmıştır, bilginize.

    Webster

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerin meşhur dizilerinden biriydi. Düğme kadarcık ukala karabiber Webster'ın ve bunu evlat edinen Rum asıllı adamın maceralarını anlatırdı. Oya Küçümen'in sesiyle bıcır bıcır konuşan Webster'ı niyeyse halkımız çok sevmiş, bağrına basmıştı. Bir de hiç unutmam, bu Webster'ın aslında çocuk değil kazık kadar adam olduğu, 30 yaşında olduğu, ama bir hastalık yüzünden gelişemediği yazılıp çizilmişti gazetelerde. Şehir efsanesi mi doğru mu bilemiyorum.

    Savaş Rüzgarları (The Winds of War)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'nin o muhteşem mini dizilerinden biriydi. Başrollerde meşhur Hollywood artistleri Robert Mitchum ve Ali McGraw oynardı. Robert'ın oynadığı donanma kaptanı Pug Henry ve ailesinin başından geçenlerle koşut olarak İkinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa ve Amerika'daki gelişmeler ve Pearl Harbour ile doruğa çıkacak olaylar anlatılırdı.

    Jane Eyre

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Charlotte Bronte'nin meşhur romanından uyarlanmış başarılı bir diziydi ve akşam üzerleri yayınlanırdı, ben de sanırım okuldan gelip annemle izlerdim bu diziyi, dizinin jeneriğinden görüntüler hala aklımdadır. Jane malum kimsesiz yetim bir kızdı ve ona bakan dayısı sizlere ömür olunca yengesinin elinde çile çeker olmuş, sonunda yatılı okula postalanmıştı. Buradaki çile kotası da dolunca Timothy Dalton'un canlandırdığı Bay Rochester'ın malikhanesine gelerek, Rochester'in küçük gayrimeşru kızına mürebbiyelik etmeye başlamış ve tabii kaçınılmaz olarak esmer, kasıntı, yakışıklı Rochester'a aşık olmuştu. Kaçırmadan izlerdik biz bu diziyi.

    Hava Kurdu (Airwolf)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    En sevdiğimiz dizi müzikleri dalında başa güreşen, son derece gaza getirici açılış jeneriği ile bizi heyecandan heyecana sürükleyen dizilerden biri de Hava Kurdu idi. Hava Kurdu teknoloji şahikası son derece modifiye bir helikopter idi. Kızların idollerinden Jan-Michel Vincent, Hava Kurdu'nu uçuran Hawke'ı canlandırırdı, eski meşhur artistlerden Ernest Borgnine de yardımcısı Dominik'i oynardı. Bunlar ne zaman vukuat olsa cihazı sakladıkları mağaradan çıkartır, kötüleri haklarlardı, çünkü bu helikopter maşşallah Yıldız Savaşları'ndaki Millenium Falcon gibiydi, hedefe kilitlendi mi, attığını vururdu. Hedefe kilitlenmek lafı bu diziyle dillerimize pelesenk olmuştur.

    Çarls İş Başında (Charles in Charge)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Akşamüzerleri abimle izlediğimiz bir diziydi, kendisi hala bu dizinin jenerik şarkısını mırıldanabilmektedir. Çarls ev kirası vermemek için bir ailenin yanında yaşar, karşılık olarak çocuklara dadılık ederdi. Sonra bu aile taşınıp yeni bir aile gelmişti eve, şaşırmıştık. Bir de bunun Gwendoline diye sarışın bir kız arkadaşı vardı ki bundan da ayrılmış, kız diziyi terketmişti, pek üzülmüştük vaktiyle. Çarls'ın cerzebeli annesi ile fazlasıyla saf arkadaşı Badi diğer unutulmaz karakterlerdendi.

    Küçük Ağa

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'nin çok başarılı bir dizisiydi. Kurtuluş Savaşı dönemini küçük bir Anadolu kasabasının yaşadıkları ekseninde anlatan, Tarık Buğra'nın romanına layık olmuş bir yapımdı. Müzikleri harika, oyuncu kadrosu bombaydı, Çetin Tekindor, Fikret Hakan, Ahmet Mekin, Erol Taş, yavaş yavaş Çalıkuşu'na terfi edecek olan gencecik Aydan Şener... Milli Mücadele'de kolunu bırakarak köyüne dönen unutulmaz karakter Çolak Salih ile Fikret Hakan bir kere daha yıldızlaşmıştı.

    Miami Vice

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Miami'de 2 polisin Florida uyuşturucu dünyasıyla mücadelesini anlatan, seksenlere damgasını vurmuş bir diziydi. Polislerden Sonny Crocket'i Don Johnson oynardı, Sonny muhteşem bir Ferrari ile güneşli caddelerde gezinir, bir teknede yaşar, dolayısıyla arka bahçesinde köpek yerine timsah beslerdi; t-shirt üzeri blazerleri ve çorapsız ayakkabı giyişiyle ekol olmuş, seksenler modasında vatkalardan sonra en unutulmaz koleksiyonu yaratmıştı. Arkadaşı siyahi polisin adı da Rico idi. Bu dizinin özellikle müzikleri çok popülerdi, hatta abimde Miami Vice kaseti bile vardı.

    Cosby Ailesi (The Cosby Show)



    Amerikalı siyahi komedyen Bill Cosby'nin başrolünde oynadığı ve Doktor Cliff Haxtable ile ailesinin maceralarını anlatan çok komik, popüler bir diziydi. Dizideki ailenin adı Haxtable olduğu halde TRT'nin neden ısrarla Cosby ailesi olarak yayınladığı muamma idi. Dizide doktorun güzel bir avukat eşi, Sandra, Denise, Theo, Vanessa ve Rudy diye bir sürü çocuğu vardı. Bill Cosby'i Sezai Aydın unutulmaz başyapıt dublajıyla seslendirmişti. Adeta Cosby'nin kendisi olmuştu, "ama Teo, oğğlummm" deyişi hala kulaklarımdadır. Severek ve keyifle izlediğim bir diziydi.

    Cinayet Dosyası (Murder, She Wrote)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Jessica Fletcher emekli bir öğretmen teyzeydi, yaşlı kızlık günlerinde kendini cinayet romanları yazmaya adamış, meşhur bir yazar olmuştu. Bu teyze sürekli aman kitaplarımı tanıtayım diye gezer tozar ve tesadüfe bakın, gittiği her yerde bir cinayet işlenirdi, olacak şey değil! Tabii ki teyzem cin gibi işlek beyniyle olayı çözer, herkesin ortasında Agatha Christie tadında anlatırdı olayın aslında nasıl gerçekleştiğini. Üstüne de katili sanki anneannesi gibi bir güzel azarlar, öğüt verirdi. Yine de sevimli bir teyzeydi.

    Ziyaretçiler (V)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Cumartesi gecesi geç saatte yayınlanan, hepimizi çok etkilemiş bir diziydi. Geç yayınlandığı için bazen annem beni zorla yatırır artık her hafta evde kavga gürültü ağlamak gırla giderdi.

    Bu dizi uzaylıların dev gemileri ile belli başlı dünya şehirlerine inmeleriyle başlıyordu. Uzaylılar aynen bizim gibi görünen tiplerdi, komutanları Diana diye tuhaf bir çekiciliği olan bir kadındı ve zamanın tüm adamları hastasıydı Diana'nın. Bu uzaylılar dünyadan borç olarak bir çeşit mineral istiyor karşılığında da teknolojik destek öneriyorlardı. Gelgelelim sonuçta ortaya çıktı ki bunlar aslında berbat görünümlü ayaklı dev kertenkeleydiler, fare sıçan falan yiyor, insanları da dondurulmuş yiyecek formatında gezegenlerine götürüp aparitif olarak almak istiyorlardı. Bunların fareleri kaldırıp çatır çutur yediği sahneler beynimize kazınmıştır. Sonra Robin diye bir kız bu yaratıkların tekinden çocuk sahibi olmuş (bir normal bir de korkunç yaratık) normal kız bir gece kendi kendine koza örüp bir anda anasının boyunda çok güzel bir kıza dönüşmüştü. Aynı zamanda doğa üstü yeteneklere de sahipti bu kız, adı da Elizabeth'ti. Freddy'nin Kabusu Robert Englund iyi kalpli ve saftirik uzaylı tiplemesi çiziyor, sevdiği dünyalı kıza kolundaki deriyi kaldırıp pötür pötür yeşil kertenkele derisini gösteriyordu. Bir de bu uzaylıların posterlerini karalayan çocuklarının yanına gelen 2.Dünya Savaşı'ndan kalma bi amca "bu işi doğru dürüst yapın" diyerek postere spreyle kırmızı bir V (victory-zafer) çiziyor ve dizimiz bu sahneyle unutulmazlar arasına giriyordu.

    Kuruluş

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Cihan Ünal'ın Osmancık'ı yani Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'yi onadığı tarihi bir diziydi. Bunlar aşiret oldukları için çadırlarda yaşar, bitmek bilmeyen Bizans tekfurlarıyla savaşıp dururlardı. Tarih bilgilerimizi güçlendiren TRT'nin özenli ve başarılı dizilerinden biriydi. Osmancık ve tekfurlardan başka Şeyh Edebali ve güzel kızı Malhal hatun (ismini yanlış mı hatırlıyorum?) diğer karakterlerdendi.

    Dantel (Lace)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Zamanında pek tutulmuş pembe mini dizilerden biriydi Dantel. "Siz kal(t)aklardan hangisi benim annem?" diyerek üç kadın arasından gerçek annesini bulmaya çalışan bir kızın macerasını anlatıyordu. Lili denen bu kız kadınları bir araya getiriyor ve dizinin kalanı büyük bir geri dönüş ile bu kadınların maceralarını anlatıyordu. Kızın gerçek annesinin kimliği en son dakikalarda ortaya çıkmıştı.

    Robin Hood (Robin of Sherwood)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Yeşil taytlı Robin Hood uyarlamalarından biri de TRT'de pazar öğleden sonra yayınlanan bu versiyondu. Babam pek severdi bu diziyi. Kıvırcık saçlı Marion, nazlı bir leydi değil, bizimkilerle ormanda yaşayan, kabileden savaşçı bir kızdı. Bu dizide bolca kara büyü ve fantastik öğeler kullanılmıştı, yani serbest bir uyarlama diyebiliriz.

    Ravyoli (Ravioli)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Nedense çok sevdiğim ve hiç unutmadığım bir çocukluk dizisi... Bu dizi bir ev dolusu kardeşlerin hikayesini anlatıyordu, bunların anneleriyle babaları seyahate çıkıyor, çocuklara da kendilerini geçindirecek kadar para bırakıyorlardı. Fakat bunların abileri çok parlak bir fikir üretmişti, her öğünü ravioli ile geçiştirip paranın kalanıyla istedikleri oyuncakları, kaykayları [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Altın Kızlar beraber yaşayan 3 tane menopoz teyzeydi, Dorothy entelektüel olan, Rose düpedüz salak, Blanche ise fındık kıran folloş ablaydı. Bir süre sonra Dorothy'nin annesi 100 yaşındaki Sophia da bunların yanına taşınmış ve kahramanlarımız coşmaya başlamışlardı. Seslendirme de bir TRT klasiği olarak mükemmeldi. Olaylar bu ablamların oturma odasında geçer, muhabbetleri ve Sophia'nın bunlara yapıştırdığı cevaplar gülmekten kırar geçerdi bizi.

    Zorlu İkili (Dempsey & Makepeace)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Detektif dizi furyasından sevilen bir polisiyeydi. Bu dizinin zıt karakterleri sarışın İngiliz güzel Makepeace ile ukala Amerikalı polis Dempsey idi. Bu abi neden İngiltere'ye gitmişti hatırlamıyorum. Ama Makepeace'in haliyle direksiyonu sağda bulunan arabasıyla epeyi bir zorluk yaşamış, takip sahnelerinde yolları karıştırmıştı. Söylemeye gerek var mı? Bütün kızlar saçını aynen Makepeace gibi küt kestirmişti o dönemde.

    ...alıntıdır...


    ---


  5. #5
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    IV. Murat

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Cihan Ünal'ın ilk kez parladığı, TRT yapımı ilk meşhur tarihi dizilerdendi. Padişah 4.Murat'ın tarihte iz bırakmış kısa hayatını anlatırdı. Bu diziden sonra Cihan Ünal-Ayten Gökçer dizilerin sevilen ikilisi olmuşlar, başka yapımlarda da beraber rol almışlardı.

    Aşk-ı Memnu

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'nin ilk ve en meşhur dizisi idi, yönetmeni Halit Refiğ, başrol oyuncusu ise gencecik Müjde Ar idi, Müjde Ar yasak aşkına karşı koyamayan bahtsız Bihter rolü ile bir anda parlamıştı. Bihter'in yasak aşkını da mavi gözleriyle meşhur Salih Güney oynamıştı (ama dizi siyah beyazdı tabii).

    Kaynanalar

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Meşhur ve ilk yerli yapımlardan biriydi, Nöri Gantar ve datlısı kaymaklısı Nöriye ile her işe karışan hizmetçileri Döndü'nün maceralarını anlatan tarih öncesi çağlardan kalma bir diziydi. Bu Döndü'nün seyyar satıcıdan ansiklopedi alıp mamut resmi görmesi üzerine yaptığı "anaa mahmut bu mahmut, filin dedesi!" espirisi ne yazık ki hala beynimden silinememiştir.

    Simon and Simon

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    San Diego'lu detektif Simon kardeşlerin maceralarını anlatan bir polisiye diziydi. Bu tarz iki karakterli dizilerde adet olduğu üzere bu kardeşler de zıt kişiliklere sahiptiler ve sürekli olayın nasıl çözüleceğine dair fikir ayrılığı yaşarlardı. Bunların biri hukuk fakültesinde okumuş takım elbiseli züppe bir tip, diğeri hayat okulu mezunu kovboy kılıklı pejmürde bir arkadaştı.

    Hanedan (Dynasty)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bol entrikalı pembe dizi formatında Amerikan yapımlarından biri de Hanedan idi, Dallas'ın ardından gelen çapraşık ilişkiler yumağı dizilerdendi. Hanedan, Denver'lı petrol zengini Blake Carrington ile evlenip boşandığı karılarını, bunlardan olan çocuklarını ve hepsinin karmakarışık ilişkilerini anlatırdı. Sarışın genç eşi tenteli model saçlarıyla pek uyuz olduğum Linda Evans, esmer ve de ****** eski zevceyi de Joan Collins oynardı. Bu dizinin kahramanları sürekli birbirleriyle yatıp kalkarlar, sonunda herkes akraba çıkardı.

    Alacakaranlık Kuşağı (The Twilight Zone)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'nin ödümüzü patlatan dizilerindendi. Çok şaşırtıcı bir sonla biten gerilim öyküleri gösterilirdi. Hepsinin en büyük numarası sonunda saklıydı ve olayı en akla gelmedik şekilde bitiren sürprizli finali izlerken insanın kanı çekilirdi.

    Şöhret (Fame)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Cuma akşamları yayınlanan muhteşem diziydi. New York'taki bir sanat okulunda öğrencilerin çalışmalarını ve günün birinde şöhret olabilmek için ter dökmelerini anlatırdı. Özellikle siyahi dansçı Leroy, utangaç Bruno, huzursuz Doris, dans öğretmeni Lidya, çellist Julie ve güzeller güzeli Koko unutulmayan karakterlerdi. Her hafta o meşhur şarkıyla açılan jeneriğinde Lidya "şöhret olmak istiyorsunuz, burada bedelini ödeyeceksiniz: ter dökerek" gibilerden bir şey söyler ve dizimiz başlardı. Müziği ise muhteşemdi.

    Kara Şimşek (Knight Rider)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çocukluğumuzun efsane dizisiydi. Bir olayda kurşunlanan polis Maykıl'a plastik cerrahi ile yeni bir yüz yapılıyor ve kahramanımız David Hasselhof formatında Maykıl Nayt olarak coşuyor, kötülerle mücadeleye başlıyordu. Bunun patronu Devon, asistanı da kumral güzeli Bonnie idi. Her bölümde güzel bir kadının başı belaya girer ve şövalyemiz onu kurtarmak için süper akıllı ve konuşan arabası Kit ile olay yerine giderdi. Bu araba siyahtı, kendine kendine hareket eden yarım direksiyonu, bir de önünde dillere destan bir kırmızı ışığı vardı ki memleketimizde binlerce araba bu sebepten modifiye edilmiştir. (Kit aslında bir Transam Pontiac idi) Bir de bu Kit'in kötü kalpli kardeşi Kar vardı ki en korkunç bölümlerden birinde kumların altına gömülerek ışşığı sönmüştü kendisinin hiç unutmam. Resmen ağzımız açık izlerdik Kara Şimşek'i.

    Dedektiflik Bürosu (Remington Steele)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok sevilen bir detektif dizisiydi. Kahramanımız Laura Holt kadın olduğu için detektif bürosuna hiç müşteri gelmeyince Remington Steele diye bir erkek adı uyduruyor ve bundan sonra işleri patır patır açılıyordu. Ama günün birinde Pierce Brosnan çıkagelip "hakiki Remington Steel benim!" diyerek kızımıza ortak oldu ve ikilimiz bundan böyle olayları beraber çözmeye başladılar. Tabii Remington'un unutulmaz özelliği sinema tarihine çok vakıf oluşu ve olayları eski klasik filmlerle bağdaştırarak çözebilmesiydi. Laura'yla aralarında aşk yaşamayı da ihmal etmemişlerdi.

    Zamanda Yolculuk (Voyagers)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    En merakla takip ettiğim dizilerdendi. Bir adamla bir çocuk ellerindeki köstekli saate benzeyen, böyle Çokomel gibi kocaman bir cihaz sayesinde zamanda yolculuk ederlerdi. Tünel gibi biryerden geçerek gidecekleri yere varırlardı, burası da genellikle tarihi meşhur bir olayın vuku bulacağı bir yer olurdu. Ama bu tipler kimdi, amaçları neydi hiç hatırlamıyorum. Teknik becerileri sayesinde hayatı boyunca Japon olarak tanınmış abim "ben bu saatten yapabilirim ama altındaki parçayı göremiyorum ki" diyerek aklımı alırdı.

    Serüven Peşinde (Tales of the Gold Monkey)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Indiana Jones benzeri çok eğlenceli bir diziydi. Gaye arkadaşımız dizinin kahramanı Jake Curry'i çok beğenirdi. Jake'in hayatta bir pırpırlı deniz uçağı, bir de tek gözlü köpeği Jack vardı, köpeğin gözünde korsan bantı takılıydı. Suya inebilen o uçak bir rüya gibiydi. Her hafta maceradan maceraya koşan Jake'e Sarah diye bir abla eşlik ederdi.

    A Takımı (The A Team)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Heyecanlı bir jenerik müziğine sahip bu dizide ordudan ayrılmış 4 tane adamın kurduğu özel bir ekibin maceraları anlatılırdı. Komutanları Albay Hannibal'i George Peppard oynardı. Ekipteki diğer tipler, boyunda yüzbin tane kolyesiyle Mr.T-Baraküs, sarışın ve de yakışıklı Face, bir de kaçık Murdock idi. Bu deliyi her bölümde tımarhaneden kaçırırlar, sonra o haftanın yardım isteyen müşterisinin olayını çözerlerdi. Siyah minibüsleri süperdi. Albay deri eldivenleri ve purosuyla çok karizmatikti. Baraküs uçaktan korkar, gerektiğinde bunu ilaçla bayıltıp öyle uçururlardı. Bir de ne olursa olsun bunun altınlarına halel gelmez, annem çok sinir olurdu bu duruma.

    Mike Hammer (Mickey Spillane's Mike Hammer)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Yine babamın bayıldığı detektif seriyallerindendi. Bir Richard Jordan'a bir de Mayk'ı oynayan Stacy Keach'e babam hala çok kızar, patlama yapamadılar, meşhur aktör olamadılar diye. Çok maço, sert, çabucak kızan cinsten tehlikeli bir adamdı Mayk. Adaleti yerine getirir, ücretini ve masraflarını alır, çeker giderdi.

    Sarı Gül (The Yellow Rose)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Sarı Gül Teksas'ta bir çiftliğin adıydı. Sahibi ölmüş, oğullarıyla genç ikinci karısı bir yandan kavga ederken beri yandan çiftliği döndürmeye çalışırlardı. Yanlış hatırlamıyorsam pazar geceleri yayınlanıyordu. Sam Elliot pos bıyıklarıyla başroldeydi, Cybill Shepherd ise şen dulu canlandırmaktaydı. Niyeyse bunun jeneriği hiç aklımdan çıkmamıştır.

    Gazap Kuşları (The Thorn Birds)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Kadınların hayran olduğu (nafile bir çaba) Richard Chamberlain'in başrolünde oynadığı çok acıklı bir mini diziydi, annem bayılırdı bu diziye. Richard bu dizide Maggie diye bir kıza aşık olan ama kendini dine adadığı için aşkını inlar eden Ralph diye bir rahibi canlandırıyordu. Maggie evlenip çocuk sahibi olduktan sonra aşkını kabullenen Ralph'ten de bir oğlan doğuracak, kahramanlarımız kendilerini bekleyen trajik sona doğru ilerleyeceklerdi.

    Yedi Kardeşe Yedi Gelin (Seven Brides for Seven Brothers)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Ellilerde çevrilmiş çok eğlenceli müzikal filmden esinlenmiş bir kovboy dizisiydi. Yedi kimsesiz kardeşin çiftliklerini ayakta tutma maceralarını anlatırdı. En büyük kardeşi yıllar sonra MacGyver olacak Richard Dean Anderson oynardı. Sanırım sonu bir yere varmadan bitip gitmişti.

    ...alıntıdır...


  6. #6
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Uzay Yolu (Star Trek)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İşte elemanları adeta ulusal kahramanlar haline gelmiş, çok sevilen bir dizi daha. Kaptan Körk ve Volkanlı Mister Spak çocukluğumuzun unutulmaz tipleriydi. Geminin adı Atılgan'dı, Uhura diye zenci mürettebat, bir de bunları heryere ışınlayan Skati vardı, "ışınla beni Skati" yıllarca dilimize pelesenk olmuş bir espriydi. Her bölümde Kaptan Körk "kaptanın seyir defteri, ışık yılı bilmemne, Atılgan'ı şuraya götürüyoruz" gibilerden günlük tutardı. Türkiye'de Uzay Yolu sevgisi doruğa çıkınca nur içinde yatsın, rahmetli Sadri Alışık "Turist Ömer Uzay Yolunda" isimli şaheseri çevirmiş, (hani kapıların pışıık pışıık diye açıldığı) kompiterle de bir güzel dalgasını geçerek olaya son noktayı koymuştu.

    Shogun

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Hai Efendi Toranaga! Anjinsan! Mariko! Feodal zamanların Japonya'sında mahsur kalan İngiliz denizci Blackthorne'un maceraları herkesi ekran başına kilitlerken, başroldeki Richard Chamberlain kadınlar arasında ilah mertebesine yükselmişti. Japon kültürünün zenginliğini gözler önüne serip herkese iki kelime Japonca öğreten çok pahalı prodüksiyonu ve mükemmel oyuncularıyla seksenlerin en sevilen dizilerinden olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam en sonunda Anjinsan yani Blackthorne asla Japonya'dan kurtulamayacağını anlamıştı, çünkü bunun yaptığı gemileri Japonlar geceleri çatır çutur yakıyorlardı, o da haydi baştan başlıyordu, böyle bir kısır döngü içindeydi...

    Dallas

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eğer ki tüm Türkiye'de gerçekten fenomen olmuş bir dizi var idiyse, bu Dallas'tı! Resmen hayatımızı değiştirmişti. Bu diziyle beraber "kendine bir viski al", "kendini evinde hisset" tabirleri Türkçe'mize eklenmişti. Bir de bir odaya girdiğimizde "cümletten iyi akşamlar, merhaba, günaydın, selamınaleyküm hemşerim" yerine Dallas karakterleri gibi odadaki herkese tek tek "anne!... baba!... kayınço!... baldız!..." demek moda olmuştu. Dallas dizisi petrol zengini Ewing ailesinin maceralarını anlatırdı, iyi kalpli anne bayan Elie ve kovboy baba bir yana, bunların büyük oğlu, herkesin nefret edip bela okuduğu, gelmiş geçmiş en unutulmaz kötü adam Ceyar dizinin yıldızıydı. Bunun kardeşi kıvırcık Bobi de iyi adamı temsil ederdi. Ceyar alkolik ve de sorunlu Suellen ile evliydi, Bobi de düşman Barnes ailesinin kızı Pamela ile evlenmiş, sonradan Ceyar Pamela'nın çocuğunu düşürtmüştü galiba? Bir de samanlığı mekan bellemiş evlere şenlik ****** küçük kız Lusi vardı . Tabii seksenlerin en büyük esrarını da unutmamak lazım: Ceyar'ı kim vurdu?



    Tatlı Cadı (Bewitched)



    Sementa, sıradan bir ademoğlu ile evlenmiş kanlı canlı bir cadıydı. Bunun hem cadı hem de cadoloz anası Endora da adem koca Derın'a uyuz olur, kızını damattan ayırmaya çalışırdı. Sementa'nın en önemli özelliği burnuydu, şirin bir müzik eşliğinde burnunu oynatır ve gerekli büyüleri yaparak o bölümün meselesini çözerdi. Bu dizinin çizgi film olarak hazırlanmış bir jeneriği vardı. Sementa'yı güzeller güzeli Elizabeth Montgomery canlandırmıştı.

    Müzedeki Hayalet (Belphegor)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İşte herkesin ödünü patlatan, o zamanın çocuklarının evlerdeki karanlık odalara gitmesini engelleyen korkunç hayalet Belfagor idi. Özellikle Gaye arkadaşımızı vaktiyle abisiyle ablası Belfagor geliyor diye çok korkutmuşlardı. Belfagor aslında kanlı canlı bir kadındı. Böyle kara çarşaflı korkunç bir maske takar, Louvre müzesinin koridorlarında dolaşırdı, aslında müzeden değerli birşeyleri çalmaya çalışan bir grubun kullandığı bir şaşırtmacaydı bu korkunç hayalet.

    Köle İzaura (Escrava Isaura)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İşte Türkiye'de hem de gece vakti yayınlanan ve erkeklerin de bayılarak seyrettiği ilk pembe dizi Köle İzaura idi. Hoş o zamanlar pembe dizi ne demek bilemezdik. İzaura, şeytani kötü adam Senyor Leonsiyo'nun kölesiydi ama beyazdı. Leonsiyo'nun buna yapmadığı eziyet kalmamıştı, çünkü içten içe de İzaura'ya aşıktı ama İzaura Leonsiyo'nun tüm avanslarını reddeder, Alvaro diye sarışın bir tipi severdi ve sürekli özgürlüğüne kavuşmak için çabalardı, pek de dindardı, boynundaki haçı hiç çıkartmazdı. Bu diziden sonra evde, işyerinde çok iş görenlerin "köle izaura'ya döndüm" demesi moda olmuştu.

    Beyaz Gölge (The White Shadow)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Türkiye'de basketbol diye bir sporun varlığını hatırlatan ve sonunda çok sevdiren efsane dizi idi. Zenci öğrencilerin okuduğu bir liseye gelen sarışın koç Reeves'in kendisini önce "white men can't jump" gibilerden dışlayan takımının ilahı olmasını anlatırdı. Koç çocuklara sadece sahada değil, hayatta da koçluk yapar, bu yollardan ben de geçtim, öğüdümü dinleyin diyerek yol gösterir, abilik ederdi. Bu dizide benim unutamadığım karakter tabii ki isminden dolayı Salami olmuştur.

    Atlantis'ten Gelen Adam (The Man From Atlantis)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Dallas'ın Bobi'sinin başrolde oynadığı bir diziydi. Bobi'nin parmaklarının arasında bize o zamanlar çok tuhaf, çok marjinal gelen perdeler vardı çünkü o Atlantis'ten gelen , su altında soluk alan bir balıksıadam idi. Denizde böyle dalgalanarak tuhaf bir stilde yüzerdi, biz de mahallede oyun oynarken yerlere yatıp o şekilde yüzmeye çalışırdık.

    Profesyoneller (The Professionals)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İngiliz yapımı çok başarılı bir polisiye diziydi. Ajan Doyle, Ajan Bodie ve bunların patronu , CI5 organizasyonunun kurucu Cowley'in ağır olayların peşinden koşmaları anlatırdı çünkü bunlar seçme elemanlardı ve terörist olaylarında falan Cowley sadece bizimkileri yollardı, çok sert, gerektiğinde kanunları kuralları çiğnemekten çekinmeyen seksenlerin Jack Bauer'leriydi onlar!



    Çarli'nin Melekleri (Charlie's Angels)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    ÇARLİNİN MELEKLERİ KISA KISA ETEKLERİ,
    BOZLİNİN KÖPEKLERİ HAV HAV HAV

    O zamanlar diziler hayatın o kadar içindeydi ki, çocuklar hepsine bir şarkı uydurup oyun oynarlardı. Çarli'nin melekleri polis akademisine giden 3 kızı anlatıyordu, Çarli denen adam bunları alıp özel detektif yapmıştı. Çarli bilindiği üzere düdüktü, kesinlikle görünmez sadece kızlara günaydın falan derken sesi duyulurdu. Bir de bunun emireri Bozli vardı kızlara o hafta çözülmesi gereken olayı anlatan. Sabrina, Jill ve Kelly Türk erkeklerinin gönlünde taht kurmuşlardı, özellikle de dalga dalga dağınık sarı saçları ve dar tulumlarıyla Farah Fawcett kesinlikle o yılların kadın idolü haline gelmişti.

    Aşağıdakiler ve Yukarıdakiler (Upstairs & Downstairs)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bol çeneli bir İngiliz dizisiydi, annemler kaçırmadan izlerdi. Bu dizide kocaman bir malikhanede yaşayan Belami ailesi ve bunların çalışanlarının maceraları anlatılırdı. Yukardakiler efendi, aşağıdakiler de hizmetçiydi. Profesyoneller'de CI5'in patronunu oynayan Gordon Jackson bu dizide evin uşağını oynamıştı.

    Kadın Polis (Police Woman)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Angie Dickinson'un başrolde oynadığı ve böylelikle ülkemizde ilahe olduğu diziydi. Erkekler arasında çarpışan bir kadın polisin maceralarını anlatırdı. Nedense Angie Dickinson'ın bacakları çok meşhur olmuştu ve dünyanın en güzel bacaklı kadınlarından biri olarak lanse edilirdi.

    Maymunlar Cehennemi (Planet of the Apes)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Muhteşem Charlton Heston'ın başrolde oynadığı ve çarpıcı finaliyle aklımızı alan filmden esinlenerek yapılmış bir diziydi ve pazar sabahları gösterilirdi. Biz bu kıllı dayıların maceralarını heyecanla seyrederken annem bu diziden resmen tiksinir ve her hafta verilmesine çok kızardı, ne yazık ki kanal değiştirmek gibi bir seçeneğimiz o yıllarda mevcut değildi. Daha sonraları pek çok kez sinemaya uyarlanmıştır.

    6 Milyon Dolarlık Adam (The Six Million Dollar Man)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Kahramanımız Steve geçirdiği kazadan sonra baştan aşağı yenilenip Darth Vader tadında yarı makine bir dayı haline geliyordu. İşte bunun heryeri mekanik ve çok güçlü olmuştu ve her yanına monte edilmiş metal parçaların ederi de 6 milyon dolar ettiğinden diziye böylesi bir isim veriliyordu. 6 milyon dolar, seksenlerin başında akıllara sığması olanaksız bir meblağ idi memleketimizde.

    Kaptan Onedin (The Onedin Line)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Aşmış favorileri ile beş parasız kahramanımız Onedin kafayı gemiye, filoya takmış bir adamdı, bu yüzden zengin bir adamın kızı ile evlenmiş ve nihayet gemisine kavuşup kaptanlığa terfi etmişti. Sonradan karısını da sevmeye başlamış ama kadıncağız doğum yaparken ölünce tekrar ve sonra yine tekrar evlenmeyi ihmal etmemişti. Abimle babam pek sever, kaçırmadan izlerlerdi bu diziyi.

    Smith ve Jones (Alias Smith & Jones)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eğlenceli bir kovboy dizisiydi, kovboyların adı Hannibal ve Kid Curry idi ama bunlar yakalanmamak için Smith ve Jones takma adlarını kullanırlardı. Bunların özellikle sarışın olanı pek yakışıklı ve cerzebeli bir tipti. Bu öykünün ana fikri, kahramanlarımızın belli bir süre başlarına bela açmadan oturmaları gerektiğiydi ama tabii her hafta başlarına bir iş gelir ve maceralara bulaşmak zorunda kalırlardı.

    Uzay 1999 (Space 1999)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İnsanlığın 20 yıl içinde uzayda yaşamaya başlayacağını varsayan çizgi ve dizi film furyasındandı. Meşhur Ay Üssü Alfa bu dizinin geçtiği mekandı. Ay'daki nükleer patlama sonucu Ay Üssü Alfa Dünya'nın yörüngesinden çıkıp uzayda kayboluyor ve kahramanlarımızı Kaptan König ile güzel doktor Helena her hafta maceradan maceraya uçuyorlardı.

    MAGNUM (Magnum P.I.)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Abimin bana sürekli P.I'ın neyin kısaltması olduğunu anlattığı, Tom Selleck'in mini şortlarıyla kıllı bacaklarını sergilediği sevilen bir detektif dizisiydi. Tom abi Hawai'de ferah fücur yaşar, muhteşem, kıpkırmızı Ferrari'siyle takılır ve olayları çözerdi. Bunun bir de badem bıyıklı uşağı vardı ki, televizyondaki seslendirmeci arkadaş buna sürekli "Meegnum şöyle oldu, ama Meegnum böyle böyle" dedirttiği için annem hiç sevmezdi bu diziyi, hala ne zaman Megnum deseniz kaşlarını çatar.

    Emret Başkanım (Yes Minister)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Harikulade bir İngiliz komedisiydi. Vatana millete faydalı olmaya çalışan acemi bakanın bürokrasi karşısında elinin kolunun bağlanmasını anlatırdı, bürokrasinin Sir Humphrey Appleby olarak kanlı canlı hayata geçmiş halini harikulade Nigel Hawthorne canlandırır ve biraz safça olan bakana verdiği ayarlarla ortalığı kırıp geçirirdi. Bu bakan arkadaş ilerleyen yıllarda başbakanlığa kadar yükselmiş ve dizi "Emret Başbakanım" olarak devam etmişti.


    ...alıntıdır...


  7. #7
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Kaçak (The Fugitive)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'de yayınlanan ve son bölümü gösterildiğinde sokakları boşaltan ilk dizi herhalde Kaçak'tı. Bu dizi Doktor Kimble'ın macerasını anlatıyordu. Doktor bir gün eve geliyor ve karısının tek kollu bir adam tarafından öldürülmesine şahit oluyordu. Gelgelelim cinayet bunun üzerine kalınca çareyi kaçmakta buluyordu. Kimble'ın peşine Gerard diye kafayı buna takmış bir komiser düşmüştü, Kimble önde Gerard arkada kasaba kasaba gezerler, Kimble gittiği her yerde insanlara yardım ederdi. Yıllar sonra bunun filmi de çekilmiş ve başrollerde Harrison Ford ve Tommy Lee Jones oynamışlardı. Televizyonda ise Kimble'ı David Janssen oynamıştı.

    Komiser Kolombo (Columbo)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Dağınık saçları, buruş buruş pis pardesüsü ile pejmürde detektif Kolumbo, TRT'nin unutulmaz dizilerindedi. En çapraşık davaları sabırla çözebilen, gayet geniş, rahat bir dayıydı. Suçlulara öyle sorular sorardı ki, katil bunun salak olduğuna inanıp gevşer, fakat Kolumbo tam kapıdan çıkarken cart diye tuzaklı soruyu sorup herifi faka bastırırdı.

    Meraklısına fan sitesi : [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    DoluDizgin (Bonanza)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok izlenen bir kovboy dizisiydi, sanırım pazar günleri yayınlanıyordu. Bu dizide kovboy baba Kartrayt ve mahdumları Has, Edım ve küçük Co'nun başından geçenler anlatılırdı. Özellikle gaza getirici müziği çok sevilir, teyplere kaydedilirdi. Türkiye'de John Wayne'den sonra kovboyları, westerni sevdirmiş yapımdır. Çizgi romanları da çok meşhurdu.

    Küçük Ev (Little House on the Prairie)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bonanza'daki Küçük Co Michael Landon büyüyüp Ingalls ailesinin babası olmuştu. Küçük Ev 19. yüzyılda Minnesota'da dağbaşında ilkel bir kasabada yaşayan Laura Ingalls ve ailesinin meceralarını anlatırdı. Bu Lora'nın iki yandan örgülü uzun saçları o zamanın küçük kızları arasında çok moda olmuştu. Bu dizi western gibi görünse de aslında izleyenleri salya sümük ağlatan, çok acıklı bir pembe diziydi. Bunların başına gelmeyen felaket kalmamış, en sonunda Lora'nın kızkardeşi kör olarak bizleri gözyaşına boğmuştu. Bir de herkesin gıcık olduğu sarışın bukleli bir kız vardı ki, ismini hatırlayan varsa lütfen yazsın.

    Sevenlerine detaylı bir web sitesi : [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Baretta

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok sevilen bir kahramandı. Toni Baretta İtalyan asıllı, kimsesiz, bekar, asi bir polisti. Dağınık otel odasını beyaz bir papağanla paylaşırdı. (Papağanın adını hatırlayan lütfen müdüriyete bildirsin. ) Kahramanımız olayları çözmek için kılık falan değiştiren delifişek bir tipti. Baretta'yı oynayan karayağız Robert Blake o günlerin ilahıydı. Bu dizinin özellikle meşhur şarkıcı Sammy Davis Jr.'ın söylediği jenerik şarkısı çok sevilmişti. Hatta abimde 45'lik plağı vardı.

    Galaktika (Battlestar Galactica)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Uzayda geçen ve haliyle özellikle abimin müptelası olduğu muhteşem bir diziydi. Pazar günleri akşamüzeri yayınlanırdı, biz de Gümüşdere plajından apar topar kalkar, emektar Opel'e doluşur Galaktika'ya yetişirdik. Bu dizide korkunç robotlar insanlara saldırıyordu, bu robotlar hiç unutmam SAYLONLULAR'dı, kapkara şeylerdi, kafalarında böyle kırmızı gözleri mi, lambaları mı ürkütücü bir ışık yanardı. İnsanlar uzay gemileriyle Galaktika'nın önderliğinde Saylonlular'dan kaçar, dünyaya gelmeye çalışırlardı. Müziği de muhteşemdi, abimle legolardan her uzay gemisi yaptığımızda Galaktika'nın müziğini de ıslıkla çalardık. Sonra 2008'de yeni versiyonuyla seyircilerle buluştu ve yine büyük ilgiyle izlendi.

    Söz Savunmanın (Petrocelli)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Babamın en sevdiği detektiflerin başında Toni Petroçelli gelirdi. İtalyan asıllı, iyi yürekli ve de babalar gibi Harvard mezunu avukatımız, melek huylu karısıyla Amerika'nın güney illerinden birine taşınmış, burada kovboy arkadaşıyla çetrefil davaları çözmeye başlamıştı. Fakat yoksul halkın da davalarına ücretsiz baktığı için iki yakaları bir araya gelmez, hatta bir karavanda yaşarlardı. Herkesin sevip saydığı değerli bir abimizdi.

    Flamingo Yolu (Flamingo Road)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Hanedan gibi pembe dizi formatında entrikalar, kötü adamlar, fettan kadınlarla dolu bir diziydi. Herkesin nefret ettiği, bela okuduğu Ceyar'ın Flamingo versiyonu hain adamın adı Şerif Taytıs idi. Bebek yüzlü, mavi gözlü Mark Harmon bu diziyle tanınmıştı. Bir de sarışın afet kadın vardı, Morgan Fairchild.

    Şahin Tepesi (Falcon Crest)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizinin entrikalarla dolu bir hikayesi vardı. Şahin Tepesi'nin kraliçesi Angela diye menopozu gelmiş tirit bir teyzeydi. Bu Angela geniş üzüm bağlarının sahibiydi. Fakat birgün bunun kuzeni mi, yeğeni mi birisi çıkmış, allem kallem Angela'nın bağlarını elinden almıştı. Angela hep bu adamla mücadele ederdi. Bunun bir de torunu vardı, bu tipi esmer ve de yakışıklı Lorenzo Lamas oynardı. Torun çok pislikti, elinden uçanla kaçan kurtulurdu ama o devirde bütün kızlar bunun hastasıydı. İşte sonra bu dizide herkes birbiriyle al takke ver külah, kim kim çocuğu belli değil, böyle çok çapraşık meseleler ortaya çıkmıştı.

    Kökler (Roots)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Afrika'daki evinden ve ailesinden vahşice koparılıp Amerika'da köle olarak satılan Kunta Kinte'nin acılarla dolu hikayesi televizyonun karşısındaki herkesi ağlatmıştı. Bu dizi aslında Kunta'nın torunun torunu Alex Haley tarafından yazılan romana dayanıyordu. Dizinin en acıklı yerlerinden biri Kunta'nın o yakalandığı andaki çığlıkları ise, diğeri de kaçmaya çalışırken yakalanıp ayağının kesilmesiydi. Bir de beyazlar buna Tobi diye isim vermişler, kahramanımız "benim adım Kunta Kinte" diye karşı durmuştu onlara. Bu diziden sonra esmer ya da güneşten çok yanmış kimi görsek "Kunta Kinte'ye dönmüşsün" demek moda olmuştu.

    Kaptanlar ve Krallar (Captains and the Kings)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Taylor Caldwell'in romanından uyarlanmış bu mini dizi, İrlandalı göçmen çocuğu Joseph Francis Xavier Armagh'ın hırs ve acıyla dolu hayatını anlatırdı. Acıların çocuğu Joseph tutkularının peşinde koşarak fırsatlar ülkesi Amerika'da yükseliyor ancak sonunda çok feci bedeller ödüyordu. Mantık evliliği yaparak sevmediği bir kızla evlenmiş, Amerika başkanı yapmaya çalıştığı biricik oğlu Rory babasının kaderini paylaşmayı reddedip trajik sona doğru ilerlerken , kızı da aslında dayısı olan bir adama aşık olup sonunda fıttırmıştı. Dramatik ve çarpıcı Joseph'i canlandıran Richard Jordan o dönemin en sevilen artistlerinden olmuştu. Gencecik ve güzeller güzeli Jane Seymour da sanırım Rory'nin aşık olduğu kızdı.

    Tatlı Sert (The Evengers)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok farklı İngiliz mizah ürünü, ajan ve bilim kurgu dizisiydi. Ajanlarımız tipik İngiliz centilmeni kıyafetiyle John Steed ve daracık tulumuyla çarpıcı Emma Peel idi. Bunlar her bölümde bir cinayet olayını çözer, kavgalara karışır, deli bilim adamlarıyla ve düşman casuslarla uğraşırlardı. Emma'yı oynayan kadına bütün adamlar hasta olurdu. Bunların aralarındaki kimya herkese merakla izlettirirdi bu çılgın diziyi.

    Hayal Adası (Fantasy Island)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Aşk Gemisi'ne benzer bir diziydi. Gemideki beyazlı kaptan yerine burada adanın yöneticisi midir nedir, beyazlar giyinen bay Roark vardı. Yardımcısı cüce Tatü'ydü. Bu adaya her hafta antin kuntin dertleri olan ve birşeyler hayal eden zengin misafirler gelir, bay Roark bunların hayallerini gerçeğe çevirirdi, ama her bölümde illaki almamız gereken bir ders olurdu, hani ne istediğinize dikkat edin gibilerden. Adaya gelenlerin boyunlarına takılan Hawai tarzı çiçekleri de hiç unutmamışımdır.

    Aşk Gemisi (Love Boat)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Aşk Gemisi, misafirlerini tropik denizlerde rüya gibi seyyahatlere çıkartan sosyetik bir gezi gemisiydi. Beyazlar içindeki kaptan Stubing, süper doktor ve tüm ekip çok canayakındı, yolcuların her derdine deva olmaya çalışırlardı. Her bölümde yolcuların başına birşey gelir, bir polisiye olay, yarım kalmış aşk macerası, küskünlük [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizi bir elleri yağda ötekisi havyarda, milyoner bir çiftin maceralarını anlatırdı. Jonathan ve Jennifer Hart'ın hayatta tek dertleri yoktu, o yüzden sürekli saçma sapan işlere, cinayetlere, hırsızlıklara bulaşır ve cin fikirleriyle sonuçta olayı çözerlerdi. Zengin kahramanlarımızı o günlerin meşhur artistlerinden Robert Wagner ve Stefanie Powers canlandırırdı. Bunların bir de kaçık bir uşakları vardı. Ama adını hatırlamıyorum.

    Mcmillan ve Karısı (Mcmillan and Wife)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Unutulmaz büyük yıldız Rock Hudson'ın başrolde oynadığı çok sevilen bir diziydi. McMillan, San Fransisko'lu bir polis memuruydu, ama karısıyla kocaman bir evde yaşardı. Bunların bir de evlere şenlik cadoloz bir hizmetçileri vardı. McMillan her bölümde olayları çözer, karısının başını dertten kurtarırdı. Fakat kadın rahat durmaz, sonraki bölümde hemen başını yine derde sokardı.

    San Fransisko Sokakları (The Street Of San Fransisco)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    San Fransisko'lu iki detektifin maceralarını anlatan heyecanlı bir diziydi, tıfıllığının doruğunda Michael Douglas ilk çıkışını bu diziyle yapmıştı. Emektar ve yaşlı detektifi de patlıcan model burnuyla meşhur Karl Malden oynuyordu. Bu dizinin en güzel yanı San Fransisko sokakalarında çekilmiş kovalamaca sahneleriydi, kocaman 70 model Amerikan arabaları o yokuşlu sokaklardan hızla çıkar ve uça uça aşağı inerlerdi. Parçalanan, birbirine giren arabanın haddi hesabı olmazdı. Kahramanlarımızı bu hareketli sokaklarda cinayet davalarını kovalarlardı.

    ...alıntıdır...


  8. #8
    Durum
    Offline
    mtahirakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    YerliÜye
    Üyelik tarihi
    26.Aralık.2008
    Nereden
    Kuala Lumpur
    Mesajlar
    513
    Konular
    1

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Vay be ne güzel günlerdi o günler, yiyip içip aç gezerdik.

  9. #9
    Durum
    Offline
    mtahirakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    YerliÜye
    Üyelik tarihi
    26.Aralık.2008
    Nereden
    Kuala Lumpur
    Mesajlar
    513
    Konular
    1

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Bunlara ilave olarak; Pilli Bebek, Tatlı Sert, Uzay Yolu, Sirk Dünyası gibi dizileri de hatırlıyor musunuz, yoksa tevellüt izin vermiyor mu?

  10. #10
    Durum
    Offline
    SaGa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.Ekim.2007
    Mesajlar
    20,235
    Konular
    3028

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Yetiyo , yetiyo onunda tevellütü ... de sizde ekleme yapabilirsiniz konuya ; ilk etapda akla gelenler olsa gerek yoksa eklencek oldukdan sonra
    LETITBIT PREMIUM İÇİN
    LTBIT1 YAZ 7979'a gönder. Ücret 6 TL
    LTBIT14 YAZ 7979'a gönder. Ücret 15 TL
    LTBIT30 YAZ 7979'a gönder. Ücret 20 TL
    LTBIT90 YAZ 7979'a gönder. Ücret 45 TL
    Avea, Vodafone, Turkcell hattınız ile güvenli ödeme.

    TURBOBIT PREMIUM İÇİN
    TBNET7 YAZ 7979'a gönder. Ücret 11 TL
    TBNET30 YAZ 7979'a gönder. Ücret 20 TL
    Avea, Vodafone, Turkcell hattınız ile güvenli ödeme.



Bu Konu için Etiketler

film izle film indir film izle 2014 İlkbahar Modası dizi izle
vBulletin stat