Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 11 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

  1. #1
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Kalabalık ve Mutlu - 7th Heaven

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eskiden TRT'de yayınlanan güzel bir aile dizisiydi... Dizi 90'lı yıllarda başlamıştı... 7 kardeş, anne, baba ve mutlu isimli çok şeker bir köpek vardı... Yedi çocuklu protestan bir papazın aile yaşamını, aile bireylerinin birbirleriyle ve çevreyle ilişkilerini anlatan Amerikan yapımı televizyon dizisiydi... Türkiye'de sanırım sadece 1 sezon yayınlanmıştı... Amerika'da ise tam 11 yıl sürmüş... Jessica Biel, Barry Watson gibi şimdilerin oldukça tanınmış simaları oynuyordu dizide... Tabi o zamanlar hepsi daha genç ve tam olarak tanınmıyorlardı... Dizideki o ikiz bebekler bile kocaman olmuşlar...



    ------

    Bizimkiler

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    1988 yılında başladı ve tam 14 yıl boyunca yayınlandı, çocuk oyuncular bu dizide büyüdü... Pazar akşamlarının vazgeçilmeziydi... Bir apartmanda yaşayan, apartman sakinlerinin yaşadıklarını konu alıyordu dizi.... Katil'i, Kapıcı Cafer'i, yöneticisi, Şükrü'sü, Nazan'ı, Ali'si v.s. unutulmayan karakterler oldular... Bölüm sonları hep Ali'nin o haftanın olaylarını özet geçmesi ile biterdi... Ali'nin sevgilisi rolünde Özge Özberk'i görmüştük o zamanlar... Tüm aile üyeleri kendilerinden birşeyler bulur, ne silah, ne entrika, ne karmaşık olaylar barındırmadan izleyiciyi ekran başına kilitlerdi... Dizi oyuncularından önemli karakterleri de yıllar içinde kaybetti... Hepsine Allah rahmet eylsin... Şimdi aklıma geldi de Katil'in sinirlendiği ve horozlarını kucağında taşıdığı sahneler, hele o yöneticinin garibim Kapıcı Cafer'e yaptıkları ne de güzeldi...


    ---------

    Manuela

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT 3'te 1991 yılında yayınlandı dizi... Ülkemizde yine severek izlenen diziler arasına girmişti... Aman o zamanlar ne meraklıymışım bu tür dizilere ki, bu da izlediğim diziler arasındaydı... Konu klasik bir aşk hikayesiydi... Hatırladığım kadarıyla baş aktrist iki rolde birden oynuyordu... Bir iyi bir de kötü karakter... Başroldeki aktör ile evli olan ama eşini kıskançlıklarından, kaprislerinden dolayı bezdirmiş bir kadın, kötü karakteri canlandırıyordu... Sonra bir kaza sonucu herkes öldüğünü sanmıştı kadının... Kocası da öldüğünü zannettiği eşine çok benzeyen Manuela ile karşılaşınca ona aşık oluyordu... Bir süre sonra ise eş ortaya çıkıyor, fakat kimsenin haberi olmadan intikam planları kuruyordu... Böyle sürüp gitmişti dizi... Lakin başroldeki bayan çok güzeldi... Uzun sarı saçlarıyla çok dikkat çekiyordu... Dizide Manuelayı canlandıran Grecia Colmenares şu an 48 yaşındaymış ama hala güzel bir bayan...

    -------

    Yaban Gülü Rosa

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT 1'de sabah 10.00'da yayınlanan bir Meksika dizisiydi... Başrollerde Veronica Castro ve Guillermo Capatillo oynuyordu... Veronica Castro kısa boyluydu, fakat yüzünün güzelliğiyle hele dizilerinde saf, temiz karakterleri oynaması ile gönülleri fethetmişti... Bu kadının birkaç dizisini izlediğimi hatırlıyorum... O zamanlar çok popülerdi... Dizinin konusuna gelince, varoşlarda yaşayan güzel Rosa ile zengin Loise Alberto Salvatiora'nin aşkı konu ediliyordu... Meksika dizilerinin revaçta olduğu bir dönemde 80'li yıllarda hiç kaçırmadan izlenen dizilerden biriysiydi... Ben de izlemiştim bu diziyi fakat çok net hatırlayamıyorum, ama eminim bir sürü acıdan sonra sonu mutlu bitmiş, aşıklarımız kavuşuvermiştir her Meksika dizisinde olduğu gibi...

    -------

    Cesur ve Güzel (The Bold And The Beautiful) (1987 - 2009)


    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Orijinal adı The Bold and the Beautiful olan ülkemizde ise Cesur ve Güzel adıyla ekrana gelen dizi aşk, ihtiras ve entrika üzerine kurulu hikayesi ile milyonlarca izleyicide tiryakilik yarattı. Forrester ailesi ile çevresindekilerin ilişkilerinin anlatıldığı dizinin ana karakterleri ise Brooke Logan Forrester (Katherıne Kelly Langana), Ridge Forrester (Ronn Moss), Erıc Forrester(John Mccook) ve Doctor Taylor Hayes Forrester (Hunter Tylo). İlk bölümü 1987 yılında ekrana gelen ve 20 yıldır devam eden dizi ; Amerika, Kanada , İtalya, Almanya ve Fransa dahil olmak üzere tam 79 ülkede yayınlandı. Halen 40 ülkede yayınlanan ve yüz milyonlarca izleyicisi olan dizi, televizyon dünyasının en popüler dizisi ünvanına sahip.

    Dizinin en kötü tarafı ise kimin eli kimin cebinde belli değil... Çoğu zaman bu nasıl bir ahlaktır dediğim olmuştu diziyi izlerken... Entrika doluydu, herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor, biri diğerinin elinden sevgilisini yada kocasını almak için canla başla çalışıyordu... Zaten birkaç sene izledikten sonra bıkkınlık gelmiş ve izlemekten vazgeçmiştim... Sonunda ne oldu bilemiyorum... Dr.Taylor'a her zaman gıcık olmuştum Brooke ve Ricge'in arasına girdiği için... Brooke favorimdi... Bir de Ricge'in bir babası vardı Ricge'den daha çapkındı... Yaşlı adamdı kadınlar ne buluyordu onda bir türlü anlamamıştım... Gerçi Ricge'in babası sonradan rakip şirketin sahibi çıkmıştı... Annesi de az değilmiş o zaman öğrenmiştik... Bundan 1-2 ay öncesine kadar bir televizyon kanalında zapping yaparken bu diziye denk gelmiş ve şok olmuştum... Üstelik yeni bölüm yazıyordu ekranın köşesinde... Ricge ile Brooke evli ve çocukları vardı... Yalnız oyuncular yıllara meydan okur nitelikte görünüyorlardı... Hiç mi yaşlanmaz insan... Neyseki netten öğrendiğime göre 2009'da bitmiş dizi, fazla bile uzatmışlar bence...

    -------



    Beverly Hills 90210 (Evimiz Hollywood'da) (1990-2000)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]



    Beverly Hills, 90210 4 Ekim 1990 ve 17 Mayıs 2000 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri FOX kanalında gösterime sunulmuş ve tüm dünyada büyük ilgi görmüş olan çoğu insanın hafızalarından silinmeyecek kadar kazınmış gençlik dizisidir. Şu an ki gençlik dizilerinin atası sayabileceğimiz bu dizi 2008 sezonunda yeni ismiyle 90210 (dizi) yayına başlamıştır. Beverly Hills, 90210'in başrol oyuncularından Shannen Doherty, Jennie Garth ve Tori Spelling o yillarda gençlerin idolleri olmuşlardı. Ülkemizde kanaltürk'te yayınlanmıştır.

    Yeni versiyonuyla 90210 önümüzdeki sezon ekranlara dönecek olan “Beverly Hills, 90210″in yıldızlarından Tori Spelling'in dizinin yeni versiyonunda da yer alacağı duyuruldu. Spelling, 90210'da eski karakteri Donna’yı canlandıracak. Donna, moda dünyasında kariyer yapmış ve Beverly Hills’in en havalı dükkânlarından birinin sahibi olarak karşımıza çıkacak. Donna’nın, David’le evli olup olmayacağı konusunda ise bir açıklama yok. Branda ve Kelly'de yeni versiyonda rol alacaklar.



    ------

    BJ VE AYI (BJ and the Bear)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok eğlenceli bir diziydi. Kahramanları Billy Joe ile Ayı isimli komik şempanzeydi. Şempanzenin de kendine ait bir gardrobu, şapkaları falan vardı. İkili BJ'in güzelim, kırmızı kamyonu ile eyaletler arasında geze geze taşımacılık yaparlardı. Peşlerinde de kötü şerif Lobo olurdu. Her bölümde ikilimiz farklı bir macera yaşar, sonunda kamyonun havalı kornasını öttürerek kutlama yaparlardı.

    KAĞIT BEBEKLER (Paper Dolls)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Mankenler, moda dünyasındaki entrikalar hakkında bir diziydi. Küçük kızlarını model olsunlar diye ajanslara satan anneler, k.ltak mankenler, pırıltılı ama boş hayatı yüzünden acı çeken modeller, hepsi bu dizideydi. Basbayağı pembe dizi işte. Aman pek meraklısıydım ben bunun nedense??? Oyuncuları arasında Morgan Fairchild, Lauren Hutton gibi Seksenlerin tv yıldızları bulunuyordu.

    KAYGISIZLAR (The Persuaders)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çok eski bir diziydi, başrollerinde Roger Moore ve Tony Curtis oynamıştı. Roger Moore, çok asil ve kibar İngiliz Lordu, Tony Curtis ise sonradan zengin olmuş Amerikalı bir çapkındı. Yargıcın biri bu ikisini bir araya getirerek polisin çözemediği olayları çözmelerini istemişti. Böylece kahramanlarımız heyecanlı maceralara dalarken sıkı fıkı iki dost olup çıkmışlardı. Her bölümde hızlı arabalar, güzel kızlar, hareket, aksiyon eksik olmazdı.

    KUNG-FU

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Efsane bir diziydi. Kill Bill David Carradine başroldeydi. Kahramanımız Caine Çin'de kör bir hocadan kung-fu öğrenerek master olmuştu? Hocası bizimkine Çekirge diye hitap ederdi. (Hababam Sınıfı'ndaki Badi Ekrem- İnek Şaban sahnesini hatırlayınız) Sonra kötü Çinliler Caine'in hocasını öldürünce Caine de onları öldürüp Amerika'ya döndü. Dizinin devamında kahramanımız kasaba kasaba dolaşıp etrafına iyilik, ihsan, felsefe dağıtmış, rastladığı kötü adamları pata küte dövmüştü. Zamanında pek çok genç bu dizinin kazıyla judo, kung-fu kurslarına yazılmıştı.

    SHERLOCK HOLMES (The Adventures of Sherlock Holmes)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Gelmiş geçmiş en iyi Holmes uyarlaması kabul edilen, seksenlerin ortasında çekilmiş bir diziydi. TRT'de çarşamba akşamları yayınlanırdı. Kahramanımız piposu, şapkası, pardesüsü ile efsane İngiliz detektifdi. Kendini beğenmiş, çarpıcı, bir şapkadan sahibinin karakter tahlilini yapabilecek kadar bilgili, esrarlı, aşmış bir karakterdi. Kankası Dr.Watson ile polisin çözemediği vakaları inceleyip katili bulurlardı. Ama benim favori detektifim her zaman Poirot olmuştur.

    THE SAINT

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eski bir diziydi, detektif Simon Templar'ın maceralarını anlatırdı, başrolde Roger Moore oynuyordu. Genellikle yanında vakayı çözmesine yardım eden güzel bir kız da bulunurdu, bir nevi James Bond gibi. Zaten dizi bittikten sonra Roger Moore bu sefer de Bond olmuştu. Simon Templar'ın can düşmanı müfettiş Teal idi. Templar her bölümün sonunda bize dönerek gülümser ve tepesinde gerçek bir azizin halesi oluşurdu.

    SAINT'İN DÖNÜŞÜ (Return of the Saint)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Roger Moore'dan sonra Simon Templar karakterini Ian Ogilvy diye biri canlandırmış ve dizi yeniden başlamıştı. Ama bu yeni Saint'in beyaz bir jaguarı vardı ve Avrupa'yı boydan boya dolaşarak güzel manzaralar eşliğinde macera yaşıyordu. Bu dizinin de simgesi, tepesinde hale olan çubuktan bir adamdı.

    MORK VE MINDY (Mork and Mindy)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Uçuk kaçık bir diziydi. Başrolde Robin Williams oynuyordu ama o zamanlar tanımıyorduk tabii kendisini. Hikayeye göre Mork, Ork gezegeninde yaşarken dev bir yumurtaya binerek dünyamıza gelmişti. Mindy de Mork'u bulup kimliğini gizleyerek tavanarasında yaşamasına izin vermişti. Böylece Mork insan davranışlarını inceleyerek her bölümün sonunda Ork'daki şefi Orson'a rapor verebilirdi. Robin Williams bu dizide inanılmazdı, na nu-na nu diye selam verip bir anda coşuyor, çılgınca espriler, doğaçlamalar yapıyordu, Mindy karakterinden pek ses soluk çıkmaz, olay Mork'un kaçıklıkları etrafında dönerdi. Bence onun sayesinde delicesine eğlenceli bir dizi olmuştu.

    SAMURAYIN İNTİKAMI (The Betrayed Samurai)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Pazar öğleden sonra yayınlanan, kılıç sahneleri ile çoluk çocuk herkesi etkilemiş bir Japon dizisiydi. Kahramanımız Tsukinosuke aslında Monte Cristo Kontu'nun Japon versiyonuydu. Kendisi zengin bir aileden gelme asil bir samurayken kuzeni tarafından ihanete uğrayarak Iwo Jima adasına sürülmüştü. Babası da oğlunun suçlu olduğuna inanarak harakiri yapmıştı. 10 yıl hapis kalan kahramanımız , yaşlı hücre arkadaşı ölünce onun cesedi yerine geçip adadan kaçmış, prenses Mibu tarafından denizden çıkartılmıştı. Prensesin fedaisi olan Tsukinosuke burada dövüş sanatları ustası olmuş, sonra ikisi beraber yaşlı adamın hazinesini bulmuşlardı. Bundan sonra kahramanımız adını Geshin olarak değiştiriyor ve samurayın intikamı başlıyordu. Kendine ihanet edenleri teker teker doğrayan Tsukinosuke, her cesetin yanına bir çiçek bırakarak kayboluyordu: Iwo Jima'nın intikam çiçeği. Bize de mutfaktaki oklavayı çalarak kedileri kovalamak kalıyordu.

    ŞAHİN (Street Hawk)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Kara Şimşek bittikten sonra onun yerine yayınlanmış, benzer konseptte bir diziydi. Bu dizide polis memuru Jessie düşmanları tarafından sakat bırakıldıktan sonra , kaçık bir bilim adamı Jessie'yi gizli bir projeye almıştı. Jessie gizlice ameliyat olup yürümeye başlamış ve olağanüstü özelliklerle bezeli kapkara ve eşi benzeri olmayan bir motosikletin sürücüsü olmuştu. Bundan sonra kahramanımızın şehirdeki kötülerle amansız savaşı başlamıştı. O zamanlar bu abi bize pek bir hoş gelse de dizimiz Kara Şimşek'in yerini tutamamış ve kısa ömürlü olmuştu.


    Alıntıdır.


  2. #2
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    Hayat Ağacı

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    ''Hayat Ağacı'', 16 Temmuz 1990'da başlamıştı. TRT 1'de Hafta içi her gün 17:15'te yayınlanırdı. 1991 ortalarında TRT 4'te tekrar birinci bölümünden itibaren başladı. Aynı anda ileri bölümleri TRT 1'de yayınlanıyordu. Ama TRT 1'deki 5 gün, TRT 4'teki ise haftanın 7 günü yayınlandığı için neredeyse TRT 1'dekini geçecekti. Bu nedenle TRT 4'teki 25 dk.'ya indirildi. ''Hayat Ağacı'', ABD'de yarım kesilmiş. Yani dizi belirli bir sonla bitmedi. Diğerleri 25-30 yıl sürmektedir.

    Kısa ömürlü bir Amerikan pembe dizisiydi. Biri beyaz biri siyah iki ailenin maceralarını anlatırdı, siyah aile dondurmacıydı, bunların ninesi beyazların annesinin dadısıymış eskiden, böyle bir hikayeleri vardı. Dizinin kahramanı başbelası sarışın Sam'di. Hırslı ve kıskançtı. Bunun kendiyle yaşıt Monika diye bir de yiyeni vardı, Sam Monika'nın teyzesi oluyordu, Monika esmer ve de yakışıklı bir adamla evlenmişti (Sanırım adı Jason'dı), ancak bu dizinin prensi kesinlikle Kayl Mastırs idi, bütün hatunlar hastasıydı Kayl'ın. Sam ve Kayl sevgiliydiler. Ama kah barışık kah küstüler. Sam'in çevirdiği dolaplar sonucu başına dert olan otel sahibi zengin bir de adam vardı. Dondurmacılarda da işler karışıktı. Bunların oğlu sevimli Adam, aile dostları Martin'in karısı Dorin ile al takke ver külah durumlardaydı. Sonradan Dorin hamile kaldı ama Adam, Maya diye çok genç ve güzel bir sevgili bulmuştu. Bu dizinin son sahnesinde Adam'ın babası kalp krizi geçirirken Dorin nedense adamın üzerinde oturuyordu ve tam o sırada ailenin kalanı içeri girmişti...

    Poirot

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bana Agatha Christie sevgisi aşılayan ve Altın Kitaplar'ın yayınladığı o ufak kitapları desteyle okumama sebebiyet veren dizidir. (Herhalde herkes böyle bir dönemden geçmiştir) Bıyığı, yumurta kafası ve gri beyin hücreleri ile tanınan Belçikalı detektif Hercules Poirot'nun maceralarını anlatırdı. Klasik bir diziydi, babamla kaçırmadan izlerdik.

    SÜPER NİNE (Supergran)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İngiliz yapımı kaçık bir komedi dizisiydi. Sup-sup supergran diye matrak bir jenerik şarkısı vardı. Başroldeki İskoç nine birgün parkta gezerken bir bilimadamının deneyine mi maruz kalmış ne olduysa süper güçler kazanmış ve Süper Nine olmuştu. Çok acayip bir uçan bisikleti vardı. Bu bisiklet ve özel güçleriyle kasabasını şeytan Campbell'in kötülüklerinden korumaya çalışırdı. Zamanın en son moda özel efektleri bu dizide kullanılmıştı.

    BÜYÜK TUZAK (Wiseguy)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerin sonunda TRT'de yayınlanmış ve ortalığı kırıp geçmiş bir mafia dizisiydi. Başrolde gizli ajan Vinnie Terranova rolünde harikulade sesi ve muhteşem fiziğiyle genç kızların ilahı olan Ken Wahl oynardı. Diziden sonra söndü gitti kendisi, o karizmayı devam ettirememişti. Dizide ise Frank McPike yönetimindeki organize suçlar departmanının en has adamıydı, kimlik değiştirir, tekinsiz adamların peşine düşer, başı sıkışınca tekerlekli sandalyedeki Mike amcayı arardı. Mike amca ne yapar eder Vinnie'nin paçasını kurtarırdı. Ken Wahl ayrıldıktan sonra dizinin de bütün havası sönüp gitmişti.

    EVLİ VE ÇOCUKLU (Married with Children)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eğer sadece 80lerde değil, doksanlarda, ikibinlerde ve mümkünse tüm ömrümce izleyeceğim bir dizi varsa işte bu idi. Bu dizi birbirlerinden nefret eden, hayattan bezmiş sefil Bundyler'in hayatını anlatırdı. Abazan oğul Bud ve aptal sarışın kaşar ablası Kelly mütemadiyen didişir, anneleri Peggy günü tv karşısında geçirip kocasının cüzdanını yağma etmenin yeni yollarını keşfederdi. Ailenin babası, hepimizin idolu Al Bundy idi. Zavallım bütün gün sefil bir ayakkabıcıda çalışır, akşam eve geldiğinde Peggy buna bir tas bile yemek vermez, üzerine illa uyuz komşu Marcy ile kocası (önce Steve sonra Jefferson) damlarlardı. Al ne yapsın, elini pantolonuna sokar, tv karşısında kendinden geçmeye çalışırdı. Yıllar geçtikçe Al'ın saçları seyreldi, göbeği çıktı, ama yaşlandıkça filozofluğu da tavan yaptı. Bir keresinde sevişmek isteyen Peggy'e "Lütfen Peg, 16 yıldır evliyiz, artık sadece arkadaş olamaz mıyız?" demesini asla unutamamışımdır. CNBC-e yıllardır döndüre döndüre bu diziyi yayınlar, hayır duamızı alır.

    ZAMANIN ÖTESİNDE (Quantum Leap)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerin sonuna doğru TRT'de cumartesi günleri öğlen saatlerinde yayınlanan bir diziydi, bu diziye özel bir sevgi besler ve her hafta bayıla bayıla izlerdim. Dizimizin kahramanı Sam diye bir quantum fizikçisiydi. Sam benim aklımda özellikle o kapkalın kaşlarıyla yer etmiştir nedense? Neyse, bu Sam bir gün deney yaparken cihazlarda sorun mu çıktı ne olduysa, kendini geçmişte bulmuştu. Bundan sonra her hafta Sam'in zamanda yaptığı seyahatlerini izlemiştik, ama Sam gittiği her zamanda başka bir kişinin kimliğine bürünüyor, ne bileyim bazen bir savaş uçağı pilotu, bazen şişko bir kadın oluyordu. Her bölümde yeni kimliğiyle geldiği yerde illa bir ayna olur, Sam o aynada yeni suratı ile karşılaşırdı. Sam maceralarında yalnız değildi, kendi yaşadığı zamandan bilim adamı arkadaşı Al , hologram formunda görünür, elinde acayip bir cihaz, zigi midir nedir, bu Sam'i maceralarında takip eder ve aletine bakarak Sam'a "Zigiye göre şunu yapmalısın, bunu etmelisin" gibilerden öğüt verirdi. Sam de gittiği zaman ve mekanda yeni kişiliğinin gerçekleştirmesi gereken ödevi keşfedip yerine getirmeye çalışırdı.

    UZUN ÇORAPLI KIZ PİPPİ (Pippi Långstrump)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Çılgın kız çocuğu Pippilotta Uzunçorap, kaptan Efraim Uzunçorap'ın biricik evladıydı. Kaptan küçük kızının okula gitmesini istediğinden onu küçük bir kasabaya yerleştirmişti. Pippi'nin yeşil benekli 3 katlı bir evi, bir atı ve bir çanta dolusu altını vardı, istediği her şeyi alabilirdi. Ama en önemli özelliği çok güçlü olmasıydı, mesela atını bahçeden kaldırıp hop diye verandaya getirebilirdi. Bir de cingöz maymunu vardı Pippi'nin ama adını hatırlamıyorum. Pippi yeni evinde kendine tatlı arkadaşlar bulmuştu, bunlar 2 kardeştiler, oğlanın adı Tommy kızınki de Anika idi. Çocukluğumuzun bu unutulmaz dizisinde Pippi, Tommy ve Anika'nın maceralarını izlemiştik. Pippi'nin kafasının iki yanında dimdik duran saçları da ayrı bir ekol olmuştu.

    GİRDAP (Maelstrom)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    TRT'de yayınlanan en korkutucu dizi Girdap olsa gerek. Hikaye Catherine Durrell adında bir İngiliz kadının Norveç'te bir mirasa konmasıyla başlar. Adamın biri buna göl kenarında bir çiftlik evi ve arazi bırakmıştır, ama neden? Catherine kalkıp Norveç'e gider . Öğrenir ki, ona bu evi miras bırakan tanımadığı adam boğulmuş, evin eski sahibesi de intihar etmiş. Eve girdiğinde huzursuz olur, çünkü hep onu izleyen, takip eden birşeyi hisseder. Veee yatakodasına girdiğinde, oda porselen bebeklerle doludur!

    Dizinin açılış jeneriğinde de suların içinde porselen bebekler vardı, ve bu bebekler dizideki ana temalardan biriydi, herkes hatırlar o ağlayan porselen bebekleri. Bunun dışında kahramanızın lanetli evinden başka kanalın karşı tarafında bir ada evi vardı. Lanetli evde dolanan hayalet, Catherine'in gerçek ailesinin kimliği, etkileyici fiyord manzaraları derken sırlar aydınlanmış ve finaldeki şenlik ateşi ile dizi sona ermişti. Gelgelim herkesin dudakları korkudan çoktan uçuklamıştı.

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    MARTI ADASI (L'Isola del gabbiano)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    İnsanın kanını donduran bir dizi idi. Barbara'nın kör kızkardeşi Marianne İtalya'da bir yerlerde kaybolmuştu. Barbara kızkardeşinin izini sürmeye karar verip yola koyuldu amma, bu arada ardı arkasına kör kızların cesetleri ortaya çıkmaya başlamıştı. İpuçlarını takip eden Barbara Martı Adası'na geldi, tabii çeşitli badireleri atlattıktan sonra! Adada sürekli cıyak cıyak bağıran korkunç martılar Barbara'ya saldırmış, başına çorap örmüşlerdi. Fakat martılardan kurtulmayı başaran kahramanımız adanın altında denize dalarak gidilebilecek bir yer bulup kızkardeşini kurtarmıştı. Kötü adam da belasını buldu.

    Bu dizideki martı sesi seksenlerde çocuk olan büyük bir kitleyi hasta edip martı fobisine sebebiyet vermişti.

    DAKTARİ

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Afrika'da geçen eski bir diziydi. Daktari de zaten Afrika dilinde Doktor anlamına geliyormuş, onu öğrenmiştik. Bu dizide Afrika'da yaşayan bir doktor, kızı ve ekibinin, hayvanları koruma maceraları anlatılırdı, oldukça çevreci bir diziydi yani. En sevilen diğer karakterler ise şaşı aslan Clarence ile maymun Judy idi.

    ŞAHİKA (The Citadel)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Seksenlerde TRT'de yayınlanan bunalım bir diziydi. Cronin'in pek meşhur bir romanından uyarlama idi. Roman zamanında o kadar sükse yapmıştı ki, o dönem doğan bir sürü kızın adı Şahika konmuştu. Ben de sahaflardan bu kitabı bulup bayılarak okumuştum, o yaşta ne anladıysam artık???

    Şahika, genç bir doktorun hayatta başarılı olma, herşeyi elde edip yaşamının "şahikasına" ulaşma çabalarını anlatıyordu. Doktor Andrew başlangıçta maden kasabalarında canla başla çalışan idealist genç bir doktorken, sonunda para düşkünü olup çıkmış, Londra'da havalı bir ofis sahibi olmuştu. Hikayenin sonunda doğru yolu yolu bulsa da hatalarının bedeli olarak karısını kaybetmişti.

    GÜMÜŞ KAŞIKLAR (Silver Spoons)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Richie Rich'in dizi versiyonu gibi birşeydi. Başrolde oynayan Ricky Schroeder de zaten tip olarak Richie Rich'in tıpkısı sarışın, gıcık bir oğlandı. Bu dizi sayesinde Anglosaksonların "ağzında gümüş kaşşıkla doğmak" deyimini öğrenmiştik.

    Hikaye çok zengin ama çocuk ruhlu bir adamın, yaşadığı bir haftalık evlilikten bir oğul sahibi olduğunu öğrenmesiyle başlıyordu. İşte bu oğlan Ricky idi. Adam oğlunu muhteşem malikanesine getirtince Ricky için bir eli yağda ötekisi şokellada bir hayat başlamıştı. Çünkü babası oyuncak fabrikası patronu idi ve malikane inanılmaz oyuncaklarla doluydu, uzayıp giden trenler, böyle kocaman oyun makinaları, bilardo, tilt, bilmem neler. Gıcık velet bu evlere şenlik evde vur patlasın eğlence çal oynasın gönlünce yaşayıp giderken bize de saf saf seyretmesi düşmüştü.

    MASAL TİYATROSU (Faerie Tale Theatre)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Haftasonu sabah yayınlanan ve pek bayılarak izlediğim bir programdı. Program başlarken sunucu "ben Shelley Duvall, Masal Tiyatrosu'na hoşgeldiniz" derdi. Her hafta ünlü bir masalın filmini izlerdik, Rapunzel, Çizmeli Kedi, Parmak Çocuk... Benim en sevdiğim uyarlama Güzel ve Çirkin idi. O zaman farkında değildik ama her bölümde Shelly Duvall'in ünlü artist arkadaşları rol alırlardı. Mesela Uyuyan Güzel'de yakışıklı prensi Süpermen Christopher Reeve oynamıştı.

    GÖRÜNMEZ ADAM (Gemini Man)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Eski bir dizi olmasına rağmen ülkemizde Seksenlerde yayınlanmıştı. Kahramanımız Sam Casey gizli ajandı. Birgün kaza mı ne geçiriyor ve görünmez oluveriyordu. Neyseki gizli servis bunun görünmezliğini kontrol altına almayı becermişti : Kol saati! Kol saatinin bir düğmesine bastı mı görünmez oluyordu ama bunu her gün sadece 15 dakika yapabilirdi yoksa ölecekti! Hahahayyt, o zamanlar kahramanlar bile tutumluymuş. Tabii her bölümde heyecan yaşanırdı, süre dolmak üzere, ne yapacak, ölecek mi diye.

    FLIPPER

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bizim için dünydaki tüm yunusların adı Flipper'dı. Bunun sebebi de bu eski diziydi. Bu akıllı bıdık yunus, sürekli bir sırıtma ifadesi taşıyan , oynak, fingirdek birşeydi. Sandy bunu ağlardan kurtardığı için ne zaman çocuğun başı sıkışsa Flipper yüzer yetişirdi. Maceranın sonunda ciyak ciyak sevinçli sesler çıkartır, kuyruğunun üzerinde hoplayıp sıçrardı. En sevdiğim dizilerden birisiydi.

    PİYANGO (Lottery!)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizide bir piyango şirketine bağlı çalışan 2 kafadar, piyango talihlilerini bulmak için şehir şehir dolaşırlardı. Bunlardan biri piyango firmasının elemanı, diğeri de mali işler sorumlusu gibi birşeydi. Her bölümde kazanan talihli kişi nedense kaçıp gitmiş olur, bizimkiler ha babam arar dururdu. Sonunda şanslıyı bulduklarında hem 5000 dolar nakit para, hem de milyon dolarlık çekler verirlerdi adama.


  3. #3
    Durum
    Offline
    johnkayne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    V.I.P Üye
    Üyelik tarihi
    26.Kasım.2007
    Mesajlar
    2,019
    Konular
    1587

    Standart Cevap: Unutulmayan Eski Yerli ve Yabancı Diziler

    YESENIA

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Aylarca süren Meksika dizilerinin mini-dizi formatında olanıydı, sanırım TRT2'de birkaç hafta yayınlanmış ve bitmişti. Yesenia çingeneler tarafından büyütülmüş eli maşalı bir kızdı, yakışıklı bir subaya aşık olup gizlice evlenmişti ama sonra bu Yesenia'nın zengin bir kadının kızı olduğu ortaya çıktı, o da annesinin malikhanesine taşındı ama burada üvey kız kardeşi de meğer bunun sevdiği subayın nişanlısı mı neydi? Sonunda verem olan üvey kızkardeş dedesiyle beraber evi terketmiş, Yesenia subayına kavuşmuştu. Biz de abimle yemeğini yesenia yemesenia gibi berbat espriler yapıp durmuştuk.

    BU DÜNYANIN DIŞINDAN (Out of This World)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizi bir anne-kızın maceralarını anlatıyordu ama bu kızın, ki adı Evie idi, babası uzaylıydı! Ve Evie'nin çok acayip bir özelliği vardı: işaret parmaklarını birbirine değdirince zaman duruyordu. O yüzden başına ne gelse cart zamanı durduruyor, meseleyi hallediyordu. Bir bölümde "ya bana bir Levis verin, ya da beni öldürün" demişti, nedense hiç unutmadım bu lafı.

    GÜZEL VE ÇİRKİN (Beauty and the Beast)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Pazar gecelerinin unutulmaz dizisiydi. İnsanın içine işleyen dokunaklı bir müziği vardı. Açılış jeneriğinde Vincent'ı seslendiren sanatçı harikulade bir şekilde ulaşamayacağı bir dünyada yaşayan sevdiği kadını anlatır ve "onun adı Catherine" derdi. Vincent ülkemizde aslan adam olarak tanınan acayip bir yaratıktı. New York metrosunun alt katlarında, labirent gibi esrarlı bir yerde yaşardı. Catherine ise zengin, güzel, başarılı bir avukattı. Birgün yolda saldırıya uğrayıp yüzü kesiliyor ve parka terkediliyordu. Bunu bulan Vincent kadını aşağıdaki gizli odalara götürüyor, yeraltındaki güruhun lideri Baba, Catherine'i tedavi ediyordu. Sonra Catherine ile Vincent aşık oldular, Catherine'in parmağı kesilse Vincent bunu hissedebiliyor, kükreyerek gelip Catherine'i bin türlü beladan kurtarıyordu. Catherine'in çatıkatında harika bir dairesi ve muhteşem manzaralı bir balkonu vardı, balkonun kapılarını açınca ince tül perdeler uçuşur, Catherine ağır ağır yürüyerek balkona çıkar, gecenin karanlığında ışıl ışıl parlayan Manhattan manzarasını izlerdi. Az sonra Vincent gelir, birbirlerine sarılırlar ama daha ileri gidemezlerdi. Ne yazık ki Linda Hamilton diziden ayrılınca Catherine karakteri öldü ve devamını hiç izlemedim ben bunun.

    BENİM 2 BABAM VAR (My Two Dads)

    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]

    Bu dizide küçük bir kız annesi ölünce 2 baba adayının eline dü